Okudum Ağladım, Ya Sen - ZEKİ DAĞ

Okudum Ağladım, Ya Sen


Hz. Fatıma annemizin vefatına yakın bir gün, Allah’ın Arslan’ı Hz. Ali (RA) Hz. Fatıma’nın yanına girer ve onu Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'i yıkarken görür, yıkadıktan sonrada saçlarını tarar elbiselerini yıkar ve hamur yoğurup bolca ekmek yapar ve bu süre zarfında Hz. Ali R.A ile hiç konuşmaz.

Bu duruma şaşıran Hz. Ali, “Ey Fatıma sende bugün daha önce hiç görmediğim bir acayiplik var. Çocukları yıkadın, elbiselerini giydirdin ve çokça da ekmek yaptın ama benimle tek bir kelime dahi konuşmadın!” der.

Hz. Fatıma şöyle cevap verir, “Ey Ali, ben bir yere misafir gideceğim. Çocuklarım aç kalmasın diye de ekmek yaptım. Seninle konuşmama sebebim ayrılmak üzere oluşumdandır” dedi ve sonrada babası hakkında şu beyitler dilinden dökülür; 

Sana olan şevkim arttığı zaman kabrini ziyaret ederim

Sana gelir ve ne halde olduğumu bilmen için ağlarım

Ey sahranın sakini seni zikretmek ve anmak bana bütün musibetleri unutturdu

Toprak altında olduğun için bizlere görünmesen dahi.

Sen mahzunun kalbinde görünürsün.

Sonrasında Hz. Ali, “Misafirin yanından ne zaman döneceksin” diye sorar. Hz. Fatıma: “kıyamet gününe kadar dönüşüm yok” der. Hz. Ali, “bu ne biçim bir söz ya Fatıma vahiy kesildi, sana bunu kim haber verdi” der. Hz. Fatıma, “dün babam Resûlullah (SAV)’i rüyamda gördüm ve bana kızım Fatıma süre epey uzadı, şevkim arttı seni bekliyorum” dedi. Hz. Fatıma’dan bu sözleri duyan Hz. Ali'nin dilinden şu şiir döküldü:

İki hilalin buluşması ayrılıktır

Ayrılıktan aşağı her şey kolaydır.

Ahmet’ten sonra Fatıma'yı da kaybetmem

Hiçbir dostluğun daimî olmadığına delildir

Onları kaybettikten sonra nasıl yaşar nasıl uyurum...

Vallahi bu olmayacak bir şeydir.

Sonra Hz. Fatıma Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'i çağırır, Hz. Hasan'ı sağ uyluğuna Hz. Hüseyin'i de sol uyluğuna oturtur yüzlerine uzun uzun bakar ve ağlayarak şu mısraları dile getirir,

Benden sonra elbiselerinizi kim yıkar saçınızı kim tarar ki.

Keşke zor günlerinizde yanınızda olsam.

Şehadetinize tanık olsam ve sizin için ağlasam der.

Hz. Fatıma'nın bu sözlerini duyan Hz. Ali şöyle der,

“Ölüm zordur ama gariplerin, gençlerin ve yetimlerin ölümü daha zordur. (Çünkü Hz. Fatıma Medine'de hem garip hem genç hem de yetimdi). Ey Fatıma, Senden bir isteğim var, baban Resûlullah (SAV)’i görürsen ona selamımı ilet ve onu çok özlediğimi söyle. Diğer isteğim ise eğer benden razı değilsen beni Resûlullah (SAV)’e şikâyet etme, çünkü ben fakirim ve senin kadrini bilemedim. Ve diğer isteğim ise beni kıyamet günü zebanilerin elinde görürsen bana şefaat et.

Bunları duyan Hz. Fatıma Hz. Ali'ye, “Ya Ali, Benimde senden bazı isteklerim var” der. “Ölürsem beni sen kefenle ve sen göm, eğer garip yetim ve genç görürsen benim gençliğimi ve garipliğimi hatırla. Hasan ile Hüseyin'e bağırma ve dövme. Ve bil ki ya Ali babam Hz. Muhammed (SAV), semada ki melekleri ve ölüm meleği geldiler. Şimdi kalk ve hokkamı getir, Hz. Ali hokkayı getirir. Hz. Fatıma Hz. Ali'ye şöyle der “Ya Ali beni gömeceğin zaman bu hokkadaki kâğıdı çıkar ve açıp bakmadan kefenimin içine koy.” Hz. Ali, “Ey Fatıma: Bu kâğıtta ne var Allah için söyle” der.

Hz. Fatıma şöyle anlatır: “Babam beni evlendirmek istediğinde, Ey Fatıma Hz. Ali'yi seninle 400 dirhem mehire evlendireceğim dedi. Ben Ali'ye razıyım ve 400 dirhem mehire de gerek yok, dedim. Bunun üzerine Cebrail (AS) geldi ve babama şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü Yüce Allah diyor ki, “cennet ve içindekileri Fatıma'ya Mehir kıldım. Bende razı olmam deyince, ne istersin dedi. Bende ümmetinin hepsine şefaat etmen dedim, çünkü kalbin her dem onlar ile meşgul dedim. Bunun üzerine Cebrail (AS) bir kâğıt getirdi, o kâğıdın içinde Fatıma'nın mehri ümmeti Muhammed’e şefaattir, yazıyordu. Bende kıyamet günü o kâğıdı alıp Allah’ım Ümmeti Muhammed’i şefaat ile kurtar diyeceğim. Kıyamet yerinde biri şöyle nida edecek, “Ey Topluluk: Birazdan Hz. Fatıma geçecek... O sırat köprüsünden geçene kadar gözünüzü kapayın, nitekim o kendini yıkayıcılardan setrettiği için Allah’ta onu Huzur-u Mahşerdeki herkesin gözünden koruyacak göstermeyecek. Ve o gün Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i süsleyip Mescide göndermişti çünkü Resûlullah (SAV) ona altı ay sonrada sen peşimden geleceksin diye haber vermişti. Ona hizmet eden ihtiyara kimsenin yanıma girmesine izin verme bugünümü Namaz ve münacat ile geçireceğim deyip gusül alıp kendini kefenleyip babasından geri kalan koku ile kokulanıp yüzünü kapatıp tecdidi iman yaptıktan sonra ölüm meleğine ruhunu teslim alması için emretmiştir.”

Kuşluk vakti Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin yanına gelir ve odasına girerler ve onu uyuyor zannederler. Hz. Hasan Hz. Hüseyin'e “kaldır Annemizi, Namaz vakti geldi” der.

O da “Anneciğim kalk” der. Hemen nida gelir “ölmüşe nasıl nida edersin”. Yüzünden örtüyü kaldırınca yüzünden nurlar ışıldadığını görür ve ruhunu teslim ettiğine emin olurlar. Hem onlar ağlar hem ihtiyar ağlar hem de komşular ağlar. Ağlama sesleri yükselince Hz. Ali Mescitten hızlıca çıkar gelir ve yastığının altında ufak bir kâğıt bulur. Kâğıtta “Hasan ve Hüseyin'i sana emanet ediyorum” yazılıdır.

Tekrardan yıkar eşi Hz. Fatıma’yı, çünkü hem Hz. Fatıma’nın vasiyeti böyledir hem de Resûlullah (SAV) ona, “Ey Ali, Fatıma senin Cennette de eşin olacak, onu sen yıka ve Baki Mezarlığına göm” demiştir.

Ezelden ebede kadar Allah'ın Salât ve Selâmı Efendimiz (SAV)’e, Hz. Ali'ye Hz. Fatıma'ya, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimize ve Bütün Ehli Beytin Üzerine Olsun...

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 1

  • Kazım KILINÇ | 14 Mayıs 2024 05:09

    Rabbim ahirette beraber eylesin. Sevgilerini kalbimizden eksik etmesin.

YAZARIN SON 5 YAZISI
22May
17May

Keşke Herkes Dürüst Olsa...

12May

Okudum Ağladım, Ya Sen

09May

Dostlarını Unutma Malatya...

03May

İki Yüzlü Olmayın Dostum!