Gerçek Suçlu Kim? - HAMZA ATLI

Gerçek Suçlu Kim?


Devlet mi? Millet mi?

Bunca bela ve musibetin nedeni ne?

Toplum olarak her geçen gün daha da bittiğimizi gösteren verilerin müsebbibi kim?

Yoksa ne devlet ne de millet, bambaşka bir neden mi var? Ahir zaman alametleri deyip sıyrılmalı mı bu sorunların içinden?

Sadece biz miyiz muzdarip olan?

Bence dünyanın dört bir yanında insanlığın içine sürüklendiği çesitli imtihanlar var.

Hepsi birbirinden çetin sınavlar...

Zor bir süreç, meşakkat dolu bir ahir zaman...

Son zamanlarda yaşanan şiddetli kuraklığa bakın.

Geçen sene "son elli yılın en kurak yazıydı" diye haberler okundu Avrupa'da...

Bugün ise burada...

Geçen yılın kış mevsimini saymazsak yağış neredeyse hiç yağmadı. Doğru düzgün bir kar düşmedi.

Sadece Malatya'ya değil. Normal şartlarda karla kaplı yollarında seyahat imkânı zor olan Bingöl gibi doğu illerine gidiyoruz. En az Malatya kadar kurak her yer...

Nereye kadar? Sebep ne? Küresel ısınma mı?

Geçen gün Yasin Çakmak kardeşim whatsap uygulamasından bir mesaj atmıştı.

Aynen paylaşıyorum sizlerle...

Son 30 yılın en kurak yılını yaşıyoruz. Ülkemizin genelinde yağmur ve kar yağışı neredeyse olmadı. İstanbul Çekmeköy müftüsü Vehbi Akşit hoca bu konuda nefis bir yazı kaleme almış. Sorunun manevi yönünü çok güzel anlatmış... Ben de paylaşmak istedim.

Memlekette yağmur yağmıyormuş.

Kurak bir iklim var yani.

Köylünün ekini kurumak üzere…

Köylü yağmur duâsına çıkmış.

Dua etmişler, damla düşmemiş.

Kurban kesmişler damla düşmemiş.

Nasıl olacak, ne olacak derken köyün büyüklerinin yanına varmışlar. İhtiyarın birine  durumu anlatmışlar.

Duaya çıktık, kurban kestik ne yaptıysak olmadı.

İhtiyar düşünüp derin  bir nefes aldıktan sonra demişki;

⁃Falanca vilayette bir Allah dostu var kendisi çok derin bir alimdir. Gidin ona danışın. Hatta getirebiliyorsanız buraya davet edin, yağmur duasını bu mübarek kişiye yaptırın.

Bizim köylülerden bir ekip çıkmış, varmışlar bahsi geçen Allah dostunun kapısına…

⁃Efendim durum böyle, böyle…

Davet ediyoruz, bizim için gelseniz, duada bulunsanız da mahsulümüz yanmasa…

Allah dostu 'çıkalım yola' demiş. Meşakkatli bir yolculuğun ardından varmışlar kurak bölgeye.

Allah dostu sormuş bu bölge kaç hane?

⁃İşte şu kadar hane efendim.

⁃Hepsini gezeceğiz deyince köylünün tuhafına gitmiş.

Dua etmeye mi geldi köyü gezmeye mi diye söylenmişler içlerinden...

Neyse, Allah dostu hanelere selam verip, hal hatır edip gezmiş.

Bir hanenin önünde durmuş.

Hanenin sahibi yaşlı dul bir kadın…

Yanında iki tane öksüz yetim torunu.

Hane dediysek kerpiç bir yapı…

Zor ayakta duruyor, rüzgardan çatının bir tarafı uçmuş.

Allah dostu hal hatır edince yaşlı kadın güler yüzüyle;

⁃Hamdolsun efendim sağlık sıhhatimiz yerinde, geçinip gidiyoruz. Bu sene Rabbim bize müsade etti çatımız aktığı için şükür yağmur da yağmadı.

Allah dostu buyurmuş köylüye;

⁃Bu çatı tamir edilsin, duvarlar güçlendirilsin.

Ne vakit çatı tamir edilip duvarlar güçlendirildi ise yaşlı kadın secdeye vararak;

⁃Ya Rabbi şükürler olsun, yağmur yağsa da çatım artık akmayacak, torunlarım üşümeyecek, demiş.

Nihayetinde Alemlerin Rabbi rahmetini, yağmurunu göndermiş.

Bugün yağmur yağmıyorsa şu hususları düşünmemiz lazım…

Çünkü toplumda

⁃Şükürsüzlük var.

⁃Fesatlık var.

⁃İstememezlik var.

⁃Kanaatsizlik var.

⁃Namazsızlık var.

⁃Hile hurda var.

Daha sayamayacağım nice bela var!

Tamam yağmur yağmıyor ama şükür ki başımıza taş da yağmıyor!

Vesselam...

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Oca

Gerçek Suçlu Kim?

11Oca

Yozlaştık, Utanmadan!

06Oca
23Ara

Duygusal Dindarlık!

15Ara

Devletin Dini Adalettir!