BİZ KİMDENİZ? - HAMZA ATLI

BİZ KİMDENİZ?


Allah buyuruyor ki; "onlar ne onlardandır (müminlerden) nede diğerlerindendir (müşriklerden) ikisi arasında bocalayıp dururlar..." (Nisa suresi 143)
Sanki bizden bahsediyor değil mi?
Ne hakkı ile müminlerin yolundayız..
Ne de vicdanımızı bir kenara bırakıp müşriklere tabi oluyoruz.
Adeta ikisi arasında bocalıyoruz!
Allah’ın emrettiği gibi müminlerin yolunu takip edemiyoruz, çünkü hala içimizde dünya sevgisi var.
Girdaptayız...
Arafta...
Ne tam manâsı ile müşriklerin yoluna uyuyoruz, ne tam anlamıyla küfre tabi oluyoruz.
Çünkü zamanında kalbimize giren hak! yakamızı bırakmıyor...
Dünya'da peşimizden sürükleniyor!
Bu durumda zararda olan biz değilmiyiz!?
Mekkeli müşriklerin kendine putlar edinmeleri onların ahmak bir topluluk olduklarından değildi, aksine onlar hakkı biliyor ancak tüm suçu putlara yıkarız hesabı yapıyorlardı.
Bu yüzden sürekli bir karar alacakları zaman putların önünde ok çekiyorlardı. İstedikleri karar çıkana kadar bunu tekrar ediyorlardı.
Çünkü putlar onların batıl yaşantılarına itiraz edemiyordu.
Bizim ise bugün putlarımız hoca, lider, abi veya cemaatlerimiz olmuş durumda!
Herkes nefsine hoş gelen, batılına itiraz etmeyen, bir nalına bir mıhına vuran, hoca, lider, abi veya cemaatin peşinde değilmi? 
Bizde tıpkı Mekkeli müşrikler gibi batılımızı hak göstermek için bir önderi veya hocayı yada cemaati kutsamıyor muyuz!?
Allah için bir düşünün! Allah resulü bu konu ile ilgili şöyle buyuruyor "Allah ilmi [verdikten sonra], insanların [kalbinden] zorla söküp almaz. Fakat ilmi, ülemayı kabzetmek suretiyle alır. Ulema kabzedilir, öyle ki, tek bir alim kalmaz. Halk da cahilleri kendine reis yapar. Bunlara meseleler sorulur, onlar da ilme dayanmaksızın [kendi reyleriyle] fetva verirler, böylece hem kendilerini hem de başkalarını dalalete atarlar."
Ravi: İbnu Amr İbni'l-As
Kaynak: Buhari, İlm 34, İ'tisam 7; Müslim, İlm 13, (2573); Tirmizi, İlm 5, (2654)
Mekkeli müşriklerin bir hastalığı da onlar ürünlerinden Allah'a bir pay ayırır, bir pay ise putlarına ayırırdı. Allah'ın payı putlarının tarafına geçer ama putlarına ayırdıkları pay Allah'ın tarafına geçmezdi..
Bu konu ile ilgili bkz (Enam suresi 136)
Allah onların böyle yaparak ne kötü hüküm verdiklerini söylüyor. Peki biz bu ayetin neresindeyiz!?
Biz iman ettikten sonra hayatımızın birçok alanında Allah'a bir pay ayırdık.
Hicret, Cihat, Namaz, Oruç, Zekat, Hac vs.
Peki sonra ne oldu?
Yukarıda dediğimiz gibi imanlar kemale ulaşmayınca ne hakkı ile müminlerin yoluna, nede müşriklerin yoluna tabi olduk...
Daha sonra kalplerimiz karardı ve Allah hakkında kötü zanlara kapıldık! 
Kötü duygular ve amellerimizin çirkinliği her tarafımızı kuşattı, nefsimizi ilah edinir konuma geldik.
Daha sonra Allah'a iman ile ayırdığımız pay, nefsimizin ve arzularımızın tarafına geçti ve Allah için yapacaklarımızı terkettik.
Nefsimizin ve hevamızın payı da hiçbir zaman Allahın  tarafına geçmedi.  
Bunun ile ilgili Allah azze ve celle (kötü duygularını ve nefsânî ihtiraslarını) kendisine ilâh edineni gördün mü?..” (el-Furkân, 43) buyurmaktadır.
Şimdi soruyorum? Mekkeli müşriklerin kendi batıl yaşantılarını putların üzerine yıkması ile bizim bir hocanın, abinin, cemaatin veya liderin kuyruğuna yapışmamız ve sürekli kendimizi temize çıkarmaya çalışmamız arasında ne fark var?
Not: Yazının önemli bir bölümü Yaşar Özyahşi abinin paylaşımından alıntıdır.
Vesselam...

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Şub

Nasıl Bir Toplum Olduk?

20Şub

Abdulkerim Özalp!

16Şub

Ramazan Hoca Neden Meşhur Oldu?

26Oca
22Oca

Menemen Önemli Tabi!