Ne Ektik... - ESRA AKSOY

Ne Ektik...


Zamanın hükümdarı bir gün ülkenin âlimlerini yanına çağırır, kendisine nasihatlerde bulunmalarını
ister ve içlerin biri:
- Sana iyilik edene yaptığı iyiliğin on katı fazla iyilik yap, sana kötülük edene ise bir şey yapma
onu kendi haline bırak, onun kötülüğü kendine yeter. Der
Bu sözler hükümdarın çok hoşuna gider, bunu fark eden âlimlerden biri onu kıskanır ve çekemeyerek
hükümdara:
- Hükümdarın bu adam bana sizin ağzınızın kötü koktuğunu söyledi, der
- Doğru mu söylüyorsun?
- Elbette doğru söylüyorum hükümdarım eğer yanınıza yaklaştığında ağzını ve burnunu
kapatırsa bu söylediğim de doğru çıkar, der
Hükümdar:
- Bir tecrübe edelim der ve o âlimi bir akşam sohbeti için saraya çağırır. Bunun üzerine âlimin
arkadaşı onu önceden yemeğe çağırır ve ona bol sarımsaklı bir yemek yedirir.
Hükümdarın yanına gittiğinde de ağzı kokmasın diye de ağzını kapatmasını ve yanına çok
yaklaşmamasını tembih eder.
O zat hükümdarın yanına vardığında sarımsak kokusu hükümdarı rahatsız etmesin diye uzak
durur fakat hükümdar yanına çağırdığında da ağzını kapatarak konuşmaya başlayınca da
hükümdar diğerinin söylediklerinin doğru olduğunu düşünmeye başlar ve sohbet sonunda da bir
kâğıda birkaç söz yazdıktan sonra sarıp âlime verir ve bunu filan komutana ver der.
Âlim kâğıdı alıp saraydan ayrıldıktan sonra karşısına yine aynı adam çıkar ve ona neler olduğunu
sorar, bunun üzerine oda ona:
- Hükümdarla sohbet ettikten sonra bana bu fermanı verdi, der. Bunun üzerine diğer arkadaşı
sohbetin karşılığı bir mükâfat aldığını düşünerek fermanı kendisine vermesi konusunda ısrar
eder. Böylece alacağı mükâfatı kendisi alacaktır, diye plan yapar. Âlim fermanı adama
vermeye razı olunca oda tarif edildiği üzere komutanın yanına gider ve elindeki fermanı ona
uzatır, fermanda:
- Sana bu fermanı veren kişiyi ne olursa olsun cezalandır, diye emir yazmaktadır. Adam ısrarla
kendisi olmadığını söylese de karşısındakini ikna edemez ve cezaya mahkûm edilir.
Hükümdar yine âlimlerle sohbet zamanında diğer âlimi görünce şaşırır ve ona neler olduğunu
sorar, onda diğer adamın fermanı götürme konusunda ısrar ettiğini söyleyince de hükümdar:
- Benim nefesim kötü kokuyormuş diye sözler söylüyormuşsun doğru mu? Diye sorar, âlim
böyle bir durum olmadığını söyleyince neden ağzını kapattığını sorar oda olanları anlatınca
hükümdar gerçeği anlar ve:
- Kötülük yapan, yaptığı kötülüğün cezasını almıştır, der.

Evet, yapılan her kötülüğün karşılığında bu kadar hızlı cezalandırıldığını görmesek de, biliriz ki her
kötülük bir gün mutlaka cezasını çekecektir. Zulüm hiçbir zaman kimsenin yanında kalmaz ve
boşuna denilmez ne ekersen onu biçersin diye. Kimse “yaptım yanıma kar kaldı” demesin, bugün
olmasa bir gün mutlaka o yapılanın karşılığı muhakkak alınacaktır. Kimse birisi hakkında kötü
sözler söyleyip ve dahi ona iftiralar atıp, kendini akladığını da sanmasın çünkü karşısındakini
kandırabilir belki hatta söyledikleri yalan olsa bile kendisi bile inanabilir ama Allah’ı nasıl
kandıracaksın? Olmayanı olmuş gibi söyleyerek ne zamana kadar hesap vermeden durabileceksin.
Allah mühlet verir ama yapılanları ve söylenenleri hiçbir zaman cezasız bırakmaz. Ve eninde
sonunda yüce adalet huzurunda her söylediğinin karşılığını kendi dilinle kendin istersin. O gün
geldiğinde asla inkâr edemez ve o zamanda yeminler ederek yalanlar söyleyemezsin. Bunu
hepimiz çok iyi bildiğimiz halde neden hala kendi çıkarlarımız için yalanlar söylemeye hatta
kendimizi masum çıkarmak için masumlara çamur atmaya iftiralar atmaya devam ediyoruz.
Çünkü dilen tasdik ettiğimiz dinimizi kalben tasdik etmiyoruz. En başta yanlışımız budur ve bu
yüzden yalan yere gözyaşı dökmekten yalan yere sözler söylemekten ve yalanlarla başkalarını
kabahatli göstermekten asla çekinmiyoruz. Dediğim gibi karşımızdakini inandırabiliriz ama
istediğimiz kadar yemin etsek de Allah’ı nasıl kandırabileceğiz. Kalbimizden geçenlerden, saklı
tuttuğumuz gerçeklerden haberdar olan Allah’ı neyle kandırıp ikna edebileceğiz? Bizler
sözlerimizle aslında kendi sonumuzu ve yukarıdaki kendi tuzağımızı hazırlıyoruz. Kötülük eden,
yaptığı kötülüğün karşılığını yine kendi elleriyle muhakkak alır. Ne ekersek onu biçeriz, ne edersek
elimizle o gelir bizimle. Ettiğin her iftira, söylediğin her kötü söz senin aleyhinde şahitlik yapar
unutma.

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 2

  • Arife köklü | 24 Ocak 2024 15:36

    Çok anlamlı buldum ağzına saglık Esra hanım

  • Okur yazar | 24 Ocak 2024 10:39

    Kulagımıza küpe olsun hocam

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Şub

Minnettarız...

19Şub
10Şub

HASBÜNALLAHÜ VE NİMEL VEKİL

23Oca

Ne Ektik...

18Oca

Bizler de Kıt Olan Nedir?