Çok zor olacak elbet; yoksa nasıl ayırt edilir Ebu Cehil’ler ile Ebu Bekir’ler? Zor dostum, çok zordur. Bu yüzden sevdiklerinizin kalbini kırmayınız; çünkü bir gün sizin kalbinizi de kırabilirler. Sakın unutmayınız.
Söylenecek çok şey vardır ama olmuyor işte… Yine de etrafımızda güzel insanlar var, canlarımız var. Hani derler ya, “Yaş tahtaya bastık gitti; yazık oldu.” İyilik yaptık, denize attık; yine olmadı. Dedikoducular yüzünden ayran içtik ayrı kaldık, öküzsü kaldı… Ne diyelim, bizim kaderimiz de böyleymiş güzelim.
Kurt ayazda yedi, maymun gözünü açtı; herkes anladı da siz niye anlamadınız? Derler ki bu iş karakter işidir. İnsan, hayalde olanı değil, kaderinde olanı yaşarmış. Kader nedir bilir misiniz? Ustalarımız der ki: “Kaderinde ne varsa mutlaka göreceksin.” Biz de deriz ki; Allah inananlara sağlık ve uzun ömür versin.
Mesafenin hiçbir önemi yoktur aslında. İnsan, kalbindekini her zaman özler; tabi bunu bilenler için geçerlidir. Kimse son vedanın ne zaman olacağını bilmez. Bu yüzden sevdiklerimizden hep güzel ayrılalım demişlerdir. Çünkü güvendiğin insanların arkandan neler çevirdiğini bilmek zorundasın.
Sen daima güzel niyetli ol; çünkü temiz niyet insanı Allah’a dost eder. Sabır ise kurtuluşun anahtarıdır. Yeter ki biz sabır edelim. Mevlâm ne eylerse güzel eyler… Sabır güzeldir; Allah’a inanmak ayrı bir güzelliktir. Yalnız, dini kullanarak menfaat sağlayan cahillere dikkat etmeliyiz. Onlara karşı uyanık olmalıyız.
Herkes geleceği garanti altına almaya çalışıyor; hâlbuki gideceğimiz yer garanti değildir. Peki biz bu dünyada neler yaptık? Bunu sormak lazım kendimize. Hele hele dini bilgisi olmayan yalancılara ne demeli? Tek kelimeyle: “Vay halinize...” Bir de onları bildiği hâlde peşinden gidenlere… Öbür tarafta nasıl hesap vereceksiniz, hiç düşündünüz mü?
Zaman öyle bir öğretmendir ki; ders almazsan aynı acıyı tekrar yaşatır. Bir gün sana da “Bu dünyada dersine nasıl çalıştın?” diye soracaklardır. Bu dünyada dostlarına yalan söyleyip dedikodu yaparsan, hesap gününde kim seni kurtaracak?
Kalbindeki huzuru bozan şeylerden vazgeç. Kalbini kıranlardan uzak dur. Arkandan konuşanları hayatından çıkar; zira hesap günü hesap vermek çok zordur.
Mevlana ne güzel söylemiş:
“Ne geçmişe bak üzül, ne geleceğe bak kaygılan. İçinde bulunduğun anı yaşa; çünkü ancak o anda varsın.”
İyilik yaptın, kime yaptın acaba? İyiliğin ne olduğunu biliyor musun? “İyilik yap, suya at” derler ama asıl olan şudur: İyiliği Allah için yapacaksın ey canlar.
Ateşin gölgesi olmaz; bu yüzden insanın içindeki yangını dışarıdan bakan göremez. Ateşin de kıymeti vardır; kimi sıcağını sever, kimi soğuğunu. Ama bizim için doğru olan ne varsa o daha güzeldir. Sıcağın da bir güzelliği vardır, soğuğun da, cahiller ne anlar ki.
İnsan kendi değerini bilmedikçe, verdiği ekmek kadar kalbini tüketirmiş. Yaş ilerledikçe kelimeler kısalır, suskunluklar uzar. Öğrenir insan; her şey herkesle konuşulmaz.
İnsanoğlu bugün var, yarın yok. Doğru yoldan ayrılmayınız. Çünkü öyle insanlar var ki; kendi işleri için güzel insanları kullanır. Ego için yalan söylerler. Din bilgisi olmayan cahiller, neredeyse dini bilene ders verecek hâle gelir. Ne konuştuklarını bilmezler ama kendileri gibilerini çabuk bulurlar.
Eğer bir insanda utanma ve edep yoksa ondan hiçbir şey beklemeyiniz. Hele hele güzel dostlarının arkasından yalan ve dedikodu yapıyorsa… Bu tür yaratıklardan uzak durunuz.