ZEKİ DAĞ

Nedir Bu Yüzsüzlük, Hâlâ Anlamış Değiliz…

ZEKİ DAĞ

Karakterini manşetlere göre şekillendiren zavallı insanlar var. Allah bizi onlardan uzak tutsun. Her şeyi parayla ölçenlere ise artık ne denir, bilinmez. Oysa 6 Şubat’ta bu ülke büyük bir deprem felaketi yaşadı. Hepimiz derinden sarsıldık; hepimiz çok zor günlerden geçtik.

Ama gelin görün ki aradan bunca zaman geçmesine rağmen bazı siyasiler, bazı meslek gruplarındaki kişiler ve ne yazık ki bazı vatandaşlarımız bu büyük acıyı kendi çıkarları için kullanmaya devam ediyor. Öyle insanlar var ki mesleklerini bir kenara bırakmış, neredeyse dilenciliği alışkanlık hâline getirmişler. Bu utanmazlığa gerçekten diyecek söz bulmak zor.

Biz bir Türk ve bir Müslüman olarak bunları gördükçe üzülüyoruz. Ve diyoruz ki: Bırakın artık bu kini, bu dilenciliği. Gelin hep birlikte bu güzel ülkeye sahip çıkalım. Ancak bazıları var ki 6 Şubat depremlerini bahane ederek her yerde yardım ve para talep ediyor. Öyle bir yüzsüzlük ki yüzüne tükürsen “yağmur yağıyor” diye şükredecek hâle gelmişler. Bu kadar da karaktersizlik olmaz.

Unutulmaması gereken çok önemli bir söz var: Yetimin hakkını yiyen, başkasının hakkını yiyen er ya da geç bunun hesabını verir; verecektir. Kendi meslektaşlarınızı zor durumda bıraktığınızın farkında mısınız? Siz belki dilenciliği meslek hâline getirmiş olabilirsiniz ama herkes sizin gibi değil. O insanlar onurlu, işini düzgün yapan, ekmeğini alnının teriyle kazanan güzel insanlardır. Ama siz… Siz yüzsüzsünüz.

Öyle yüzsüzler var ki, buda bazıları için geçerli olmak üzere, devletten maaş alıyorlar; aileleri resmî kurumlarda çalışıyor ama hâlâ gözleri başkalarının parasında. Yardım peşinde koşan bu kişiler ne Allah’tan korkuyor ne de kuldan utanıyor. Başkalarının aldığı yardıma bile göz diken bu insanlara mutlaka dikkat edilmelidir. Çünkü bunların neredeyse ar damarları çatlamış durumdadır, tüm vatandaşlarımız bu yüzsüzlere dikkat etmelidir.

Eğer bir kişi sizi sürekli rahatsız ediyorsa kapınızı yüzüne kapatın. Çünkü bu yüzsüzler acındırma ve yalanla insanlardan para koparmayı alışkanlık hâline getirmiştir. Güzel insanlarımız bu yalancı ve seviyesiz kişilere karşı dikkatli olmalıdır, hangi meslekte olursa olsun dikkat etmeliyiz. Devletin sağladığı konteynerlerde ücretsiz kalan, her imkâna sahip olduğu hâlde hâlâ ağlayan bu insanlara artık “dur” denmelidir.

Bakıyoruz; bazı vatandaşlarımızın TOKİ konutları bitmiş olmasına rağmen hâlâ konteynerlerde kalmayı tercih ettiklerini, evlerini kiraya verdiklerini yetkililerden duyuyoruz ve üzülüyoruz. Bazı siyasi partilerin yetkilileri bu konuları iyice takip etmemelerinden dolayı bu yaşanan yalanları kullanarak servis yapması hiç ama hiç doğru değildir.

Bu güzel ülke hepimizindir ve hep birlikte sahip çıkmalıyız. Bir deprem felaketi yaşadık; kimlerin evi yıkıldı, kimlerin iş yerleri büyük hasar gördü hepimiz biliyoruz. Ama kimlerin bu depremi fırsata çevirerek siyaset yaptığını, kimlerin bu acıdan faydalanmaya çalıştığını da çok iyi görüyoruz.

Hepimiz sahadayız; vatandaşla iç içeyiz. Kim ne yapıyor, kim neyin peşinde biliyoruz. Depremin ilk gününde bir bardak su ve bir ekmek ve yine bir simit bohça bile bulmazken, acaba bu depremleri ne tez unutunuz. Bazı yüzsüzler yüzünden insanlar artık rahat hareket edemez hâle geldi. Bir yerde isimleri geçtiğinde iyi niyetli insanlar utanıyor ama onlar asla utanmıyor. Çünkü bu kişiler yıllardır kendilerini dilenci hâline getirmiş durumdalar.

Bakıyoruz; bazı kişiler kendilerini STK olarak tanıtıyor. İnsanları rahatsız ederek yardım topluyor, sonra da bu yardımlar üzerinden kendilerini ön plana çıkarmaya çalışıyorlar. Oysa bu yardımlar zaten devletimiz, hükümetimiz ve gerçek hayırseverler tarafından yapılmakta ve yapılmaya devam etmektedir.

6 Şubat depremlerinde kimlerin ne yaptığını hep birlikte gördük. Özellikle Malatya’ya gelen yardımların nereye, kimlere ve hangi depolara gittiğini bilen çok; ama nedense herkes sessiz. Şu anlamlı olaya bir bakalım: Ukrayna–Rusya savaşı sırasında yardım dağıtımında, sıraya giren bir kadın kendisine verilen iki ekmekten birini alıp “Bana biri yeter, diğerini sıradaki vatandaşa verin” demişti. Peki biz ne yaptık? Gelen yardımları çarçur ettik, heba ettik.

Malatya’da sayısız STK olduğu söyleniyor. Peki bu STK’lar ne iş yapıyor? Denetim var mı? Araştırma yapılıyor mu? Vatandaş bunları merak ediyor.

6 Şubat’ta yaşadığımız o acı günleri nasıl bu kadar çabuk unuttuk? Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ yardım bekleyenler var. Üstelik bunların çoğu düzenli geliri olan, maddi durumu iyi kişiler. Dostlukları, iyi niyeti ve hatta reklamı bile kullanarak yardım talep ediyorlar.

Buradan özellikle iş insanlarımıza, STK’larımıza ve oda başkanlarımıza sesleniyorum: Lütfen daha dikkatli olun. Bu dilenci kılıklıların gözyaşlarına ve yalanlarına kanmayın. Çoğu sizden de bizden de daha iyi durumdadır. Kendi meslektaşlarını bile kendileri gibi sanan, güzel insanlara yalan söyleyen bu yüzsüzlere prim vermeyin.

Bu ülkenin iyi niyetini sömürmeye kimsenin hakkı yok.

Yazarın Diğer Yazıları