Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…
Miraç Kandili’nin kıymetini ve değerini bilmek, onu sadece bir tarih olarak değil; imanımızı, ahlâkımızı ve sorumluluğumuzu tazeleyen bir fırsat olarak idrak etmek zorundayız.
15 Ocak 2026 Perşembe gününü Cuma’ya bağlayan gece, ilahi lütuf ve bereketlerle dolu Miraç Kandili’ni hep birlikte idrak edeceğiz. Cenâb-ı Hak, bu mübarek gecede yapılan duaları, edilen niyazları ve hayırları kabul eylesin. Bu kutlu gecenin; yüreklerimizdeki imanı, topraklarımızdaki emanı güçlendirmesini; milletimiz, ümmetimiz ve tüm insanlık için hayra, huzura ve barışa vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
Miraç Kandili denildiğinde ilk aklımıza gelmesi gereken husus şudur: Bu gece, hüzün ve elem dolu günlerden geçen Resûl-i Ekrem’in Rabb’i tarafından teselli edildiği, ilahi huzura kabul buyurulduğu gecedir. Miraç; Sevgili Peygamberimizin Allah’ın izni ve keremiyle Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da ilahi kudretin ayetlerini müşahede etmek üzere semaya yükseltildiği eşsiz bir yolculuktur.
Miraç; Mekke ile Kudüs arasındaki mukaddes bağı muhafaza etmenin adıdır. Miraç; Rabbimizden gelen davete icabet ederek her adımda O’na yaklaşmaktır. Miraç; maddeden manaya yönelmek, süflî olandan vazgeçip ulvî olana yönelme çabasıdır. Biz müminler olarak, Miraç Kandili’nin kıymetini bilmeli; ibadetlerimizi, dualarımızı ve hayırlarımızı bu bilinçle yerine getirmeliyiz.
Asırlar önce gerçekleşen bu mucizenin her Müslüman için anlamı ve değeri büyüktür. İnsanlığın merhameti, emaneti ve muhabbeti unuttuğu; benliğini ve kimliğini kaybettiği günümüzde, miraç mesajı yeniden ve güçlü biçimde hatırlanmalıdır. Alnı secdeye her değdiğinde miracı yaşayan mümin, bu kutlu yolculuğun mesajını hayatının her alanına taşımalıdır.
Mümin bilmelidir ki yücelmenin yegâne yolu Allah’a kul olmaktan geçer. Mal, mülk, makam ve menfaat uğruna inancını ve erdemlerini feda edenler, hakiki vuslata erişemez. Hem Allah katında hem de toplum nezdinde değerli olmak; özü sözü bir, güvenilir, mütevazı ve samimi bir mümin olarak yaşamaktan geçer.
Miraç ile geçmişte göklere uzanan yolculuk, bugün iç dünyamıza doğru devam etmektedir. Peygamberimizin kadem-i şerifinde Mekke’yi Kudüs’e bağlayan yol, bugün gönüllerimizde bu iki harem beldeyi buluşturmaktadır. Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken yaptığı tevhid ve kulluk çağrısı, bugün Mescid-i Aksa için ümmet bilinci, özgürlük ve dayanışma şuuruna dönüşmelidir. Unutulmamalıdır ki, mümin Miraç’sız, Miraç da Mescid-i Aksa’sız olmaz.
İslâm coğrafyasında savaşın ve zulmün kol gezdiği bir dönemde güvenin, huzurun ve adaletin yeniden hâkim olması; Müslümanların miraç değerlerini hayatlarına yansıtmasıyla mümkündür. Dört bir yanımızda zulüm altında inleyen Müslüman kardeşlerimizi görmezden gelemeyiz. Birlik ve beraberlik içinde Allah yolunda yürüdüğümüzde, Yüce Allah’ın Nusret’i her zaman bizimle olacaktır.
Sadece zor zamanlarda Allah’ı hatırlamak yerine, hayatımızın her anında O’nun huzurunda olduğumuzu bilmeliyiz. Namaz, bu bilincin en açık tezahürüdür. Mümin, Rabbi huzuruna çıktığında davete icabet etmeli; dinini istismar edenlerden ve cehaleti rehber edinenlerden uzak durmalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, gönül coğrafyamızın, yurt dışındaki vatandaşlarımızın ve âlem-i İslâm’ın Miraç Kandili’ni tebrik ediyorum. Bu mübarek gecenin, paslanan ruhlara cila; yaralı yüreklere şifa; kararan zihinlere deva olmasını Yüceler Yücesi Rabbimizden niyaz ediyorum.
Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun.