MUSTAFA ERTAN

SESSİZLİKLE ANLATILAN GERÇEKLER

MUSTAFA ERTAN

Kalbin Kimsesiz Sokakları
​Hayat denilen bu uzun yolculukta, bazen ne yaşın tecrübesi ne de aklın mantığı kâr eder. Ruhun koridorlarında, kelimelere dökülemeyen, tanımı belirsiz ama yükü ağır yaşanmışlıklar birikir.

Kalbin o kimsesiz sokaklarında, dış dünyanın gürültüsünden uzak, sadece sahibinin bildiği kabarık hayat hikâyeleri yankılanır. 
İnsan; anlam veremediklerini, kırgınlıklarını ve uğradığı ihanetleri başkalarına dağıtmaz, kendi içinde büyütür. 
Bu öyle bir sırdır ki; bazen en yakınındaki canın, kanın olan ailen bile bu sessiz feryadı işitmez.

​Zan ve Önyargı: Gönül Kapılarını Kapatan Surlar
​İnsanı asıl yalnızlaştıran, sadece başkalarının yokluğu değil, var olanların da bizi "zan" ve "önyargı" kalıplarıyla değerlendirmesidir. 
Çoğu zaman kimse kalbimizin gerçekte neyle meşgul olduğunu sormaz; bunun yerine peşin hükümlerin soğuk terazisinde bizi tartmayı seçerler. 
Oysa zan, hakikatin üzerini örten kirli bir perdedir. Ön yargı ile yapılan her değerlendirme, bir ruhu daha sessizliğe mahkûm eder. İnsanlar, anlamak yerine yargılamayı seçtiğinde, kalbin o kimsesiz sokakları daha da ıssızlaşır. 
Başkalarının hakkımızdaki asılsız hükümleri, içimizdeki kırgınlıkları derin bir sızıya dönüştürür ve bizi "hiç kimsenin anlamadığı o yer"e, kendi içimize daha çok hapseder.

​Yalnızlığın En Derin Hali
​Her akşam vakti, güneş elini eteğini çekip hüzün çöktüğünde, insan yüreğindeki sızılarla baş başa kalır. 
Satırların tükendiği, güvenecek bir omuzun, derdini bölüşecek sadık bir dostun kalmadığı o anlarda, sükût en büyük sığınak olur. Geceyle sabahın o hüzünlü ayrılık vaktine, Tan yeri ağarana dek sadece susarsınız. 
Bu susuş, bir kabulleniş değil, aksine dünyanın vefasızlığına ve insanların sığ yargılarına karşı çekilen bir tesbihtir.
​Vefasızlığın Yakıcı Sancısı
​İnsanı asıl yoran hayatın zorluğu değil, karşılaştığı vefasızlığın yakıcı sıcaklığıdır. Feryatlar dışarıya taşmaz, sessizdir; ama o sessizliği yalnızca her şeyi işiten Yaratıcı duyar. Yaşanan hezimetler yüreği kanatırken, kimseye "canım yanıyor" diyemezsiniz. Gözyaşlarınızın renginin ne zaman kızıla çaldığını, o yaşların hangi yangından süzülüdüğünü yalnızca Rabb’iniz bilir.
​Bir Dua, Bir Temenni
​İnsanın en büyük imtihanı da, en büyük tesellisi de insandadır. Bu yüzden kalbiyle dili aynı lisanı konuşan, zannın karanlığına değil hakikatin aydınlığına bakan, gönlü sevgiyle yoğrulmuş kullarla karşılaşmak, bu dünya hayatının en büyük rızkıdır.
​Yolumuzun hep "gönlü güzel" insanlara çıkması duasıyla; mülkün ve bütün sırların tek sahibi olan Allah’a emanet olunuz. Hayırlı ve huzurlu bir yaşam, sükûnet bulmuş bir kalp dilerim.

Mustafa Ertan 
10.02.2026

Yazarın Diğer Yazıları