KİBRİN GÖLGESİNDE UNUTULAN DEĞER: VEFA
MUSTAFA ERTAN
Bugün vefanın kayboluşu bir tesadüf değil, kibirle beslenen bir sonucun kendisidir.
Kendini olduğundan büyük görenlerin, sahip olduklarını karakter zannedenlerin çoğaldığı bir zamanda yaşıyoruz. Cehaletin tavan yaptığı, menfaatin aklı rehin aldığı, varlığın insanı sarhoş ettiği bu toplumsal iklimde vefa; kibirin gölgesinde nefessiz kalmaktadır.
Artık insanlar dostluğu vicdanla değil, fayda hesabıyla ölçüyor.
Yanında durmak bir ilke değil, bir hesap meselesi hâline geldi.
Güçlüye yakın durmak meziyet, haklıya sahip çıkmak safdillik sayılıyor.
Vefa; bilgi ister, ahlak ister, bilinç ister.
Cehalet ise en çok nankörlüğü üretir.
Çünkü cahil insan, kendini merkeze koyar; herkesi araç görür.
İşine yaramayanı unutur, düşeni ezer, susanı satar.
Bugün en büyük kırılmalar uzaklardan gelmiyor.
Aynı sofrayı paylaşanlardan,
Aynı soyadı taşıyanlardan,
Aynı davaya baş koymuş görünenlerden geliyor.
Çünkü vefa; kalabalıkta değil, karakterde olur.
Varlıkla sınananların çoğu bu sınavdan kalıyor.
Para, makam, güç; bazılarına omurga kazandırmıyor, aksine eğiyor.
Dün “biz” diyenler bugün “ben”e sığınıyor.
Unutuluyor ki vefa, bollukta değil; yoklukta ölçülür.
Toplum olarak selamı kestik, hatırı unuttuk, emaneti hafife aldık.
Yakınlık çoğaldı ama sahip çıkma azaldı.
Konuşan çok, dinleyen yok.
Hatırlayan az, unutan bol.
Şunu açıkça söyleyelim:
Vefasını kaybeden bir toplum, önce hafızasını sonra vicdanını yitirir.
Vicdanı olmayanın ne dostluğu kalıcı olur ne de geleceği sağlam.
Vefa; cahil cesaretine, menfaat aklına, güç sarhoşluğuna sığmaz.
O, hâlâ utanmayı bilenlerde, sözünün arkasında duranlarda,
işi bitse de yüz çevirmeyenlerde yaşar.
Selam olsun; bu çağın gürültüsünde vefayı hâlâ insan kalmanın şartı sayanlara.
Mustafa Ertan
10.02.2026