Devrim Alkaya Yazdı: Özbekistan ile Anadolu Aynı Tarihin İki Yüzü
Devrim Alkaya Yazdı: Özbekistan ile Anadolu Aynı Tarihin İki Yüzü
Doç. Dr. Devrim Alkaya, rehber Mustafa Özkan’ın davetiyle gerçekleştirdiği Özbekistan gezisinde, Anadolu ile Özbekistan arasındaki güçlü tarihî ve kültürel bağları yerinde görme fırsatı buldu. Alkaya, iki coğrafyanın sadece aynı kökenden gelmediğini, aynı medeniyet anlayışını bugün de yaşattığını vurguladı.
Özbekistan ile Anadolu’nun Türk dünyasının iki önemli parçası olduğunu belirten Alkaya, Anadolu Türklerinin atalarının önemli bir kısmının Orta Asya’dan, özellikle bugünkü Özbekistan topraklarından göç ettiğini hatırlattı. Bu bağlamda Özbekistan’ın Türk-İslam medeniyetinin beşiği, Anadolu’nun ise bu medeniyetin gelişip kökleştiği merkez olduğunu ifade etti.
Dil benzerliğinin dikkat çekici olduğunu söyleyen Alkaya, Özbekçe ile Türkçenin aynı dil ailesine mensup olduğunu ve “ana, ata, su, ekmek, yol, dağ” gibi kelimelerin her iki toplumda da ortak şekilde kullanıldığını belirtti.
Gelenek ve göreneklerde de büyük benzerlikler bulunduğunu vurgulayan Alkaya, misafirperverlik, büyüklere saygı ve güçlü aile bağlarının her iki toplumun temel değerleri arasında yer aldığını dile getirdi. Düğünler, bayramlar ve geleneksel törenlerde görülen ritüellerin neredeyse aynı olduğunu ifade etti.
Mutfak kültürünün de ortak noktalar taşıdığını belirten Alkaya, pilav, mantı, kebap türleri ile hamur işi ağırlıklı yemeklerin her iki coğrafyada da önemli yer tuttuğunu söyledi. Sofra kültürü ve birlikte yemek yeme geleneğinin de ortak bir medeniyet anlayışını yansıttığını ifade etti.
İnanç dünyasında da güçlü bir bağ bulunduğunu dile getiren Alkaya, İmam Buhârî, Hoca Ahmet Yesevî gibi büyük İslam âlimleri ve mutasavvıfların Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan manevî köprüyü kurduğunu belirtti.
El sanatları ve sanat anlayışında da dikkat çekici benzerlikler olduğunu aktaran Alkaya, halıcılık, kilim, nakış, ahşap işçiliği ve cami mimarisinde ortak izler görüldüğünü, hatta bazı Özbek camilerinin Anadolu’daki özellikle Denizli yöresi camileriyle büyük benzerlik gösterdiğini söyledi.
Özbeklerin ülkelerini “Uzbekistan” olarak adlandırdığını hatırlatan Alkaya, “Uz” kelimesinin Oğuz’u çağrıştırdığını, bu nedenle “Oguzbegistan” şeklinde bir yorumun tarihî bağları daha da anlamlı kıldığını ifade etti. Harezm (Horzum) gibi isimlerin Anadolu’daki karşılıklarıyla aynı kültürel damardan beslendiğini, hatta Özbekistan’da “Karaman” isminin de bulunmasının tesadüf olmadığını vurguladı.
Anadolu’nun derin köklerinin Özbekistan topraklarında yattığını belirten Alkaya, Türkiye ile Özbekistan arasındaki kültürel ve sosyal ilişkilerin daha da güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Mutlaka gidin, görün. Özbekistan’da Anadolu’yu, Anadolu’da Özbekistan’ı görüyorsunuz” çağrısında bulundu.
Bakmadan Geçme