'Diş Ağrısı Sanılıyor, Hayatı Karartıyor: Trigeminal Nevralji'
Çoğu zaman diş ağrısıyla karıştırılan trigeminal nevralji, yanlış müdahaleler nedeniyle tanıda gecikmeye ve gereksiz diş çekimlerine neden olabiliyor.
Literatürde 'dünyanın en şiddetli ağrısı' olarak tanımlanan trigeminal nevralji, yüzde ani ve şiddetli ağrı ataklarıyla hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.
Hastalar tarafından 'şimşek çakması' ya da 'Literatürde 'dünyanın en şiddetli ağrısı' olarak tanımlanan trigeminal nevralji, yüzde ani ve şiddetli ağrı ataklarıyla hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Hastalar tarafından 'şimşek çakması' ya da 'elektrik çarpması' şeklinde tarif edilen bu ağrıların, yeme, içme ve konuşma gibi en temel ihtiyaçları dahi engelleyebildiği belirtiliyor.' şeklinde tarif edilen bu ağrıların, yeme, içme ve konuşma gibi en temel ihtiyaçları dahi engelleyebildiği belirtiliyor.
Yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin tutulmasıyla ortaya çıkan trigeminal nevraljinin, çoğu zaman diş ağrısıyla karıştırıldığına dikkat çekiliyor. Ağrıların genellikle üst ya da alt çene bölgesinde hissedilmesi nedeniyle hastaların ilk olarak diş hekimlerine başvurduğu, bu süreçte sağlıklı dişlerin gereksiz yere çekilebildiği ifade ediliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, 'Yemek yerken, konuşurken ya da rüzgarla tetiklenen ani, kısa süreli ve şok benzeri yüz ağrıları yaşayan kişilerin mutlaka beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması gerekir' uyarısında bulundu.
Türkiye'de görülme oranı dikkat çekiyor
Trigeminal nevralji dünya genelinde her 100 bin kişide yaklaşık 4 ila 13 arasında görülürken, Türkiye'de bu oranın çok daha yüksek olduğu bildiriliyor. Güncel çalışmalara göre ülkede her 100 bin kişide 98 kişiye trigeminal nevralji tanısı konuluyor. Hastalık en sık 50-70 yaş aralığında görülürken, kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın seyrediyor.
Günlük yaşam durma noktasına geliyor
Hastalığın, ani ve tekrarlayıcı ağrı atakları nedeniyle sosyal hayattan uzaklaşmaya yol açtığı belirtiliyor. Hastalar ağrıyı tetiklememek için yemek yemekten, su içmekten ve konuşmaktan kaçınabiliyor. Yüz yıkama, diş fırçalama ve tıraş gibi kişisel bakım faaliyetlerinin dahi zorlaştığı, zamanla ciddi kilo kayıpları ve sosyal izolasyon gelişebildiği ifade ediliyor.
'İntihar hastalığı' olarak da anılıyor
Tıbbi literatürde trigeminal nevraljinin 'intihar hastalığı' olarak da tanımlandığına dikkat çekiliyor. Ağrının ne zaman geleceğinin bilinmemesi, hastalarda sürekli bir kaygı haline neden olurken; bu durumun depresyon, uyku bozuklukları ve iş yaşamında ciddi sorunlara yol açabildiği kaydediliyor.
Tedavide balon kompresyon yöntemi öne çıkıyor
Trigeminal nevraljinin tanısının klinik öykü ve nörolojik muayene ile konulduğu, manyetik rezonans görüntüleme (MR) ile altta yatan nedenlerin araştırıldığı bildiriliyor. Tedavide ilk adımı ilaç tedavisi oluştururken, yeterli yanıt alınamayan durumlarda cerrahi yöntemlere başvuruluyor. Dr. Barış Peker, tedavide uzun yıllardır mikrovasküler dekompresyon cerrahisinin uygulandığını belirterek, 'Her hasta için uygun olmayan bu yönteme alternatif olarak daha az girişimsel kapalı yöntemler de kullanılabiliyor. Günümüzde balon kompresyon yöntemi, cerrahi riskleri azaltması ve hastanın işlem sırasında uyanık kalmasını gerektirmemesi nedeniyle öne çıkıyor' dedi.
Genel anestezi altında uygulanıyor
Balon kompresyon yönteminin genel anestezi altında gerçekleştirildiğini aktaran Peker, 'İşlem sırasında hasta hiçbir ağrı hissetmiyor. Sinire uygulanan kontrollü basınç sayesinde ağrıya neden olan lifler etkisiz hale getiriliyor. Bu yöntemde ciddi yan etki riski de oldukça düşük' ifadelerini kullandı. (İLKHA)