Mazlumun dünyasında kıyamet koparken, zalime yatağında rahat verme Allah’ım…
Sen, sen ol; Allah yolundan ayrılma. Sen, sen ol; doğru yoldan ayrılma.
Kul yapılanı sineye çekti diye Allah hesap sormaz mı sandınız? Elbet sırası vardır. Acelemiz yok, bekleyip göreceğiz. Yenilmiş kul hakkını ne Mekke temizler ne de tekke… İlahi adalet diye bir terazi vardır; asla şaşmaz. Kimsenin hakkı kimsede kalmaz. Gönlü kırılan sabretsin. Yeter ki siz doğru yoldan ayrılmayın. Her şeyin bir zamanı vardır. Sabır… Her zaman sabır derim.
Ben sustum… Çünkü kalbim çok yoruldu, çok kırıldı. Ama Rabbim biliyor; kim ne yaptı, kim neyi hak etti. Benim sessizliğim değil, Allah’ın adaleti konuşacak bir gün. Ve günü geldiğinde doğruları söylemekten geri durmamalıyız. Hani derler ya; “Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” Varsın bizleri de köy köy dolaştırıp dışlasınlar. Biz yine doğruları söylemeye devam edeceğiz.
Ne güzel söylemiş Hz. Ali:
“İyilik yaptığın kişiden gelecek darbeye hazırlıklı ol.”
Çünkü menfaati bitenin nankörlüğü başlar. Allah herkesin gönlüne göre versin. Sen yeter ki doğru ol.
İnsan her şeye sahip olduğunu sanır. Sonra ölüm gelir, adını bile senden söküp alır. Kibrin kime, havan kime? Yalanın ve dedikodunun arkasına saklananların vay haline… Zamanı geldiğinde her şeyi anlayacaksınız ama iş işten geçmiş olacak. Yazık ettiniz hem kendinize hem de güzel dostluklara.
Kötü duygular ömrü yıpratır, güzel duygular ise sevgi yaratır. Kötü insanlar kapıları kapatır, iyi insanlar ise yokluklarında bile aranır. Eğer insan doğru yoldaysa korkacak bir şeyi yoktur. Çünkü Allah her şeyi görendir. Sizler kendi menfaatiniz uğruna güzel insanları kullanırsınız ama unuttuğunuz bir şey vardır: Her hesabın bir hesabı vardır.
İki yüzlü insanlar yılan gibidir. Onlardan korktuğum için değil, iğrendiğim için uzak dururum. Bu benim karakterimdir. Karaktersizlik ise sizin yükünüzdür.
Merhameti çok olanın kanadını kıran da çok olurmuş. Yine de üzülme. Bazen giden de Allah’ın bir ikramıdır. Yeter ki doğru kal. Çünkü doğru yolda yürüyenler, sonunda mutlaka güzel insanlarla karşılaşır.
Bazen yalnız kalmak ister insan… Çünkü hayal kurar, yıkılır. Güvenir, ihanete uğrar. Çok sever, kullanılır. Görmezden gelir, aptal sanılır. İşte bu yüzden insanın yalnız kalmak için birçok sebebi olur. Ama yine de sabretmeyi seçer.
Öyle bir insan ol ki; öldüğünde dostun kadar düşmanın da ağlasın ardından. Çünkü dostluğu bilmeyen, düşmanlığı da bilmez. Bazı insanlar kendi egolarını büyütmek için dostlarını kullanırlar. Sanırlar ki herkes onlar gibi kördür. Oysa herkes her şeyi görüyor. İnsanlar sizi terk ettiyse, gerçek yüzünüzü gördükleri içindir.
Kötü olup kazanmaktansa, iyi olup kaybetmeyi tercih ederim. Vicdanla yaşamak, vicdansız yaşamaktan daha değerlidir. Biz herkesi kendimiz gibi sandık. Yanılmışız… Ama derler ya; “Zararın neresinden dönersen kârdır.”
Bize yanlış yapanların gerçek yüzünü gördük. Dostlarımıza da anlattık. Kimi inandı, uzaklaştı; kimi ise hâlâ onların peşinden gitmeye devam ediyor. Ama herkes herkesi artık çok iyi tanıyor.
İnsanın kafası öyle dolar ki bazen hiçbir şey söyleyemez, sadece gözleri dolar. Çünkü insan bazen yaşadıklarına değil, içine attıklarına ağlar.
Ben çok şey gördüm ama görmezden geldim. Çok şey duydum ama susmayı tercih ettim. Beni aptal sandılar. Oysa ben hesabımı Allah’a bıraktım.
Hava soğuyunca gölge veren ağaçlar unutulur. Tıpkı işi bitince unutulan insanlar gibi… Bizimle yol yürüyen bazı insanlar da işi bitince başka kapılara yöneldi. Ama biz kimseye benzemedik. Onlar gibi olmadığımız için bizden rahatsız oldular.
Sadaka vermek için zengin olmak gerekmez. Kalbini kıran birine hâlâ selam verebiliyorsan, işte bu en büyük sadakadır. Bu, ruhun sadakasıdır. Tabii anlayabilene…
Ben kapıma gelene sırt çevirecek kadar vicdansız değilim. Ama nankörlüğü affedecek kadar da geniş değilim. Keşke herkes dürüst olsaydı. Biz her zaman elimizden gelenin en iyisini yaptık.
Belki de bu dünyadaki en ağır yük iyi niyetli olmaktır. Çünkü çoğu zaman karşılığı ihanet ve nankörlük olur. Ama gün gelir, herkes kaybettiği insanların değerini anlar. Ne var ki o gün geldiğinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Derim ki; biz doğru insanlarız. Çünkü yalancı ve dedikoducu insanları erken tanıdık, onların gerçek yüzlerini zamanında gördük. Bu cahil ve kötü niyetli insanlardan uzaklaşarak kendimize geldik. Meğer karakterleri de buymuş. Yine de hayırlısı olsun diyoruz. Önemli olan, dürüst ve güzel dostlukları kaybetmemektir.