Hayat bazen insana öyle dersler verir ki yıllarca yanında yürüdüğün insanların aslında kim olduklarını bir anda öğreniverirsin. İşte o zaman dönüp geçmişe bakarsın ve kendi kendine sorarsın: "Biz nerede hata yaptık?"
Yazık etme geleceğine güzel dostum. Bugün her yerde boy gösterenler, tanımadığı insanlarla fotoğraf vermek için yarışanlar, dostluğu ve vefayı unutanlar belki kendilerini güçlü sanıyor olabilirler. Ancak hayatın uzun bir yolculuk olduğunu unutuyorlar. Bugün ovada gördüklerimizi yarın dağlarda görüyoruz. Dün bir yerde olanlar bugün başka yerlerde karşımıza çıkıyor. İnsan ister istemez düşünüyor; bu kadar değişim, bu kadar gösteriş, bu kadar hırs nereye kadar?
Bir gün gelecek, bugün yapılanların hesabı vicdanlarda sorulacak. O gün geldiğinde "Keşke" demenin hiçbir faydası olmayacak. O zaman vay haline o insanların. Çünkü insan bazen yaptığı yanlışların bedelini yıllar sonra öder.
İnsanoğlu sabır eder. Her şeyin bir vakti, her şeyin bir zamanı vardır. Kim ne yapıyorsa, hangi hesabın peşindeyse, hangi maskeyi takıyorsa gün gelir ortaya çıkar. Çünkü gerçeklerin üzeri ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, bir gün mutlaka gün yüzüne çıkar.
Eskiler derdi ki; kaderin suçu yoktur. Aslında çoğu zaman hatayı kendimizde aramalıyız. Çünkü biz yanlış yaptık. Herkesi kendimiz gibi sandık. İyi niyetimizi herkesin taşıdığını düşündük. Dürüstlüğümüzü, samimiyetimizi ve sevgimizi yanlış insanlara sunduk. Oysa herkes aynı yüreği taşımıyormuş.
Bazı insanları insan yerine koyduk. Kıymet verdik, değer verdik, yanlarında olduk. Zor günlerinde destek olduk. Ama ne yazık ki kimi insanlar gördüğü iyiliği unutuyor. Bir süre sonra kendilerine yapılan fedakârlıkları sıradanlaştırıyor ve sonra da dönüp arkadan konuşabiliyorlar. İşte insanı en çok yaralayan da budur.
Hayatta öğrendiğim en önemli gerçeklerden biri şudur: Bir insana değer verirken dikkatli olacaksın. Çünkü bazen verdiğin değer, karşındaki kişinin eline bir silah vermek gibidir. O silahı sana doğrultmayacağının garantisi yoktur. Bu nedenle sevgiyi de dostluğu da hak edene vermek gerekir.
Gün gelir en büyük darbeyi hiç beklemediğin insanlardan yersin. Dost bildiklerin yabancı olur, yabancı sandıkların dost çıkar. Beyazın kara, dostluğun yara, sevmenin ise bazen büyük bir imtihan olduğunu öğrenirsin. Hayatın en acı tarafı da budur zaten; insanları tanımak için çoğu zaman geç kalmış olursun.
Ama bütün bunlara rağmen dürüst olmaktan vazgeçme. Çünkü dürüstlük kaybettirmez. Etrafına bir bak. Bugün yanında kimler kaldı? Menfaat peşinde koşanlar mı, yoksa iyi ve kötü gününde seninle yürüyenler mi?
Kaybedeceğin en fazla yanlış insanlar olur. Doğru insanlar ise her zaman yanında kalır.
Kötü günlerin de güzel tarafları vardır aslında. İnsan o günlerde dostunu da düşmanını da tanır. Yanında gibi görünenleri, seni yalnız bırakmayanları, ihtiyaç anında elinden tutanları görür. Zor zamanlar karakterlerin ortaya çıktığı dönemlerdir.
Ne yazık ki bazı insanlar yokluktan varlığa, darlıktan genişliğe çıkınca geçmişlerini unuturlar. Kendilerine destek olan insanları görmezden gelirler. Bir zamanlar aynı sofrayı paylaştıkları dostlarını tanımaz hale gelirler. Hatta yetmezmiş gibi arkalarından konuşurlar. İşte bu, makamın, paranın veya gücün değil; karakterin meselesidir.
Dün yalnız olanlar, bugün kalabalıkların içinde kaybolabiliyor. Ama unutulmaması gereken bir gerçek var: Bu dünya kimseye kalmaz. Bugün alkışlananlar da yarın sessizliğe gömülür. Bugün güçlü görünenler de yarın yardıma ihtiyaç duyabilir.
Hayatın en büyük gerçeği ölümdür. Hepimiz bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz. Ardımızda bıraktığımız mal, makam veya şöhret değil; insanlara nasıl davrandığımız konuşulacak. Kırdığımız gönüller, tuttuğumuz eller, yaptığımız iyilikler ve kötülükler bizimle birlikte anılacak.
Bu yüzden insan, kırdığı dostlarından helallik almalıdır. Çünkü gönül kırmak kolaydır ama tamir etmek zordur. Bir dostun duasını almak ise dünyadaki en büyük zenginliklerden biridir.
Allah herkese hayırlısını nasip etsin. Kimse yaptığı iyiliği de kötülüğü de unutmasın. Çünkü hayat bir gün mutlaka herkese yaptığının karşılığını verir. Bazen erken, bazen geç... Ama mutlaka verir.
Bu nedenle dostluğun kıymetini bilelim, vefayı unutmayalım, menfaat uğruna insanlığımızı kaybetmeyelim.
Selam olsun zor günlerde yanımızda duranlara...
Selam olsun dostluğunu menfaate değişmeyenlere...
Selam olsun vefayı hâlâ yüreğinde taşıyan güzel insanlara...
Ve selam olsun, bütün kırgınlıklarına rağmen insan kalabilen güzel dostlarımıza...