Vicdanı olmayan biriyle tartışılmaz; seni anlamaz.
Yüzsüz biriyle geçmiş konuşulmaz; hatırlamaz.
Ar damarı çatlamış birine hakkı anlatmaya da gerek yoktur; umurunda olmaz. Böyle insanlara karşı bazen susmak gerekir. Çünkü sessizlik, yüzsüzlüğe atılmış en ağır tokattır.
Dost ararken iyi düşünmek gerekir. Dost arıyorsan gülersin, düşman arıyorsan düşünürsün. Zamanla kim dost, kim düşman öğrenirsin. Dostluk kolay değildir; emek ister, vefa ister. Bu yüzden gerçek dostların kıymeti bilinmelidir.
Dürüst olduğun için kaybedebilirsin ama yalan söyleyip her şeyi kaybetmekten iyidir. Dostunu ve düşmanını bilmeyenlerden, yalan ve dedikoduyla beslenenlerden hiçbir şey bekleme. Hele hele iyi insanların arkasından konuşanlardan hayır gelmez. Çünkü bu tür insanların her yolu mübahtır.
Kırılmış bir kalp, kırık bir sandalyeden farksızdır. İkisi de geleni eskisi gibi taşımaz.
Bu dünya yalan bir dünyadır. Ne kadar iyi biri olduğun çoğu zaman önemli değildir; çünkü bu dünya iyi insanların değil, iyi oynayanların dünyasıdır. Yalancıların, dedikoducuların, cahillerin dünyası… Ve onların peşinden gidenlere yazık olur.
Ey gönül, ölüm var. Sana bir müjde olsun: Taş atanlara gül atmayı bırakma. Nasıl olsa hesap ahirette. Yalancıların, dedikoducuların ve her şeyi bildiğini sananların peşinden hâlâ gidenleri ise anlamak mümkün değil. Takdiri artık okuyucuya bırakıyoruz.
Derler ki mevzu çok basittir: “Kim sana nasıl davranıyorsa sen de ona öyle davran.” Ne yazık ki biz, insanları hep kendimiz gibi sandık. Oysa bazıları yalancıydı, dedikoducuydu ve güzel insanların arkasından konuşmayı marifet sanıyordu.
Yazık oldu o güzel günlere…
Geçen yıllar geri gelmiyor. Bazen koskoca yıllar tek bir cümleyle özetleniyor: Sahte dostlar insanı çok yoruyor.
Bir şairin dediği gibi; çok şey gördük, görmezden geldik. Çok şey duyduk, duymazlıktan geldik. Sessiz kaldık. Belki de yanlış yaptık. Bizi aptal sandılar ama biz konuşma hakkımızı Allah’a bıraktık.
Yalan söylemeyin. Canınız acısın, kalbiniz kırılsın ama yalan söylemeyin. Çünkü yalanın kaybettirdiğini hiçbir doğru geri getirmez. Yalancıdan zaten bir şey beklenmez; gözünün içine baka baka yalan söyler. Peki, bu yalancıların peşinden gidenlere ne demeli?
Açgözlüyle dost olma; ikram bilmez, doymak bilmez, üzülürsün.
Görgüsüzle dost olma; edep bilmez, kural bilmez, utanmayı tanımaz.
Bu tür insanlardan uzak durmak, kendine yapacağın en büyük iyiliktir.