ZEKİ DAĞ

Uyan Artık Gaflet Uykusundan…

ZEKİ DAĞ

Gaflet uykusuna dalmış bir toplumun en büyük tehlikesi, uyuduğunu bilmemesidir. Bugün etrafımıza baktığımızda; insanların arkasından konuşanları, dedikoduyla beslenenleri, dini kendi çıkarına alet edenleri ve kendi egosunu yüceltmek için başkalarını basamak yapanları görmemek mümkün değil. Asıl acı olan ise, bütün bunları yaparken kendilerini haklı sanmalarıdır.

Sesimizi bugün duymayanlar, yarın çok geç olduğunda “Ben nerede yanlış yaptım?” diye soracaklar. Ama ne yazık ki bazı soruların cevabı vardır, telafisi yoktur. İnsan, yanlışını zamanında fark etmezse, gaflet uykusu derinleşir. Öyle bir uykuya dalınır ki, artık vicdan da uyanmaz.

Bu dünya yalan dünyadır. Geçicidir. Makamlar, alkışlar, çıkar ilişkileri, sahte dostluklar… Hepsi bir gün biter. Geriye yalnızca karakter kalır. Edep nedir bilmeyen, haya nedir tanımayan, onurun ağırlığını taşımayan insanlar; kalabalıklar içinde bile aslında yok hükmündedir. Çünkü insanın ağırlığı, onun karakteridir. Ağırlık kayboldu mu, geriye sadece gürültü kalır.

Bir dönüp etrafınıza bakın. Dün yanınızda kimler vardı, bugün kimler kaldı? Hiç mi düşünmediniz, insanlar neden uzaklaştı? Dedikodu bir alışkanlık, yalan bir yöntem, çıkar ise tek ölçü haline gelmişse; kimse uzun süre yanınızda kalmaz. Cahillerle yola çıkanlar, en çok yolda kalanlardır. Yalanla kurulan dostluklar, ilk rüzgârda yıkılır.

Ne yazık ki bazıları dini dahi kendi menfaati için kullanmaktan çekinmiyor. İnançlı insanların temiz duygularını istismar edenler, toplum içinde hâlâ kendilerini akıllı zannediyor. Oysa gün doğmadan neler doğar… Bir gün gelir, maskeler düşer. O zaman ne makam kalır ne de alkış. Sadece yapılanların hesabı kalır.

İnsan insan olmalıdır. Dürüstlük bir tercih değil, bir mecburiyettir. Yuvarlak konuşanlardan, her ortama göre şekil değiştirenlerden insanlık beklemek zordur. Kendi dostunun arkasından konuşan, başkasını küçülterek büyümeye çalışan, başkalarının hatasıyla beslenen insanlar; aslında kendi küçüklüklerini ilan ederler.

Unutmayalım: Cennet de var, cehennem de. Hepimiz bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz. Kimimiz hayırla, kimimiz ibretle anılacağız. Önemli olan, giderken arkamızda ne bıraktığımızdır. Güzel söz mü, kırık kalpler mi? Sadık dostluklar mı, yoksa kirli hesaplar mı?

Şairin dediği gibi, güzel olan yoldan ayrılmamak gerekir. Güzel insanlara güzel sözler söylemek, iyilikle yürümek, dürüst kalmak… Asıl kazanç budur. Çünkü bu dünya bir imtihandır. Ve herkes kendi yolunun sorumlusudur.

Türk Halk Müziği’nin unutulmaz ustalarından merhum Abdullah Papur bir türküsünde şöyle seslenir:

“Yalvarırım sana küsme sözüme,
Seslerim saz ile yârim uyanmaz…
Şu mahzun Papur'u kedere salma,
Nazlısın yârimsin uykudan kalma,
Hayaller geçirip dünyaya dalma,
Seslerim saz ile yârim uyanmaz…”

Belki de mesele tam olarak budur: Seslerimiz saz ile uyanmayanlara seslenmek… Hayale dalıp hakikati görmeyenlere hatırlatmak… Uyanmak için bazen bir söz yeter, bazen bir vicdan sızısı.

Bugünün yarın olduğunu unutmayalım. Bugün attığımız her adım, yarının hükmünü belirler. Kendimiz için değil, insanlık için de sorumlu olduğumuzu hatırlayalım. Güzel olanı koruyalım, doğru olanda ısrar edelim.

Çünkü bir gün gerçekten kimse kimseyi tanımayacak. O gün geldiğinde yüzümüz ak, kalbimiz temiz olsun.

Uyanmak için hâlâ vakit varken… Uyanalım.

Yazarın Diğer Yazıları