ZEKİ DAĞ

Sükûtun Dili ve Cahilliğin Gürültüsü

ZEKİ DAĞ

Susmak bir erdemdir; sükût, kalbin sabrı ile düşer dile. Her söz söylenmez; her gerçek her kulağa fısıldanmaz. İnsan, sustukça olgunlaşır; konuştukça değil.

Kendini hatırlatmak için yorulma. Seni tanıyan zaten bilir; tanımayanın bilmesine gerek yoktur. Ama hâlâ her şeyi bildiği hâlde aynı yolda yürüyenlere şaşırıyoruz. Asıl vay onların hâline… Unutmasınlar ki, bu yol sonsuza kadar böyle gitmez. Er ya da geç, herkes yaptığının karşılığını görür.

Derler ki, “Seni seven, eli kanda olsa da arar sorar.” Peki şimdi ne oldu? Maskeler mi düştü, yoksa gerçekler mi ortaya çıktı? İnsanlar sizi zaten biliyor. Asıl soru şudur: Her şeyi bildiği hâlde arkanızdan gelenlere ne demeli?

Kimse tanıdığı gibi kalmıyor. İnsanlar mevsimler gibi değişiyor; ama önce insan olmak gerekir. İnsan olan, karakterinden vazgeçmez. Karakter, insanın imzasıdır. Peki, bunu bile bile peşinden gidenlere ne demeli?

İyiliğini unutan birine bir daha iyilik yapma. Nankörler, su içtikleri testiği kıranlardır. Bizim görevimiz, insan olanlara ve yardıma muhtaç olanlara sahip çıkmaktır. Bunu yaparken de kimin ne olduğunu bilerek yürümeliyiz. Her şeyi bildiği hâlde yanınızdan ayrılmayanlara ne demeli?

Şair der ki: “Canımı yakanlar bir gün benden af dileyecek.” Peki o gün geldiğinde ne yapacaksınız? “Hakkınızı helal edin,” diye yalvaracaksınız. Arkanızdan yaptığınız dedikoduları, söylediğiniz yalanları hiç düşündünüz mü? Hesap günü geldiğinde, arkanızdan gelenlere ne demeli?

Öyle yalancılar vardır ki, kendi yalanlarını örtmek için başkalarının arkasına saklanırlar. Yalanı dedikoduyla kapatmaya çalışırlar. Oysa unutmayın: Yüce Mevla her şeyi görür. Kendi hataları duyulmasın diye başkalarını suçlayanlara bakınca insanın içi sızlar.

Kapı çalsa ve “En çok kimi görmek isterdin?” deseler, dostlarımı; gönlü güzel, dürüst insanları görmek isterim. Ama artık her gittiğiniz yerde yüzünüz kalmadı. Buna rağmen hâlâ her şeyi bilenlerle birliktesiniz. Demek ki mesele çıkar meselesi…

Gönlü güzel insanlar bulundukları her yeri güzelleştirir. İnsan yaşadığı yere göre değil, taşıdığı yüreğe göre yaşar. Cahille yola çıkılmaz; çünkü cahil, cahil kalmayı seçmiştir. Asıl düşündürücü olan, onların ne olduğunu bildiği hâlde yanlarından ayrılmayanlardır.

Birine gereğinden fazla değer verirsen, sonunda seni satar. Dürüst insanlar başı dik gezer; yalancılar ise sürekli bir korku taşır. “Acaba gerçekler söylenir mi?” endişesiyle yaşarlar. Yazık olan, dürüstlüğüne güvenen, iyi niyetli insanlara olur.

Derdini insana değil, suya anlat. Su alır götürür; insan ise alır, dağıtır. Bazıları kendi dağınıklıklarını gizlemek için başkalarının arkasından konuşur. Farkında değillerdir ama kendileri her yere malzeme olmuşlardır. Buna rağmen yanlarında kalanları anlamak zor.

İşleri bitene kadar dost olan, işi bitince dedikodu yapan insanlar vardır. Yüzlerine gerçekler söylendiğinde bile kızmazlar. Yüzsüzlükle cahillik el ele yürür. Onların peşinden gidenler düşünsün; belli ki bir beklenti, bir çıkar hesabı vardır.

Biz ise olanı biteni görür, sadece şunu söyleriz:
Herkese hayırlı olsun.

Yazarın Diğer Yazıları