Ramazan-ı şerif ayını bir kez daha idrak etmenin huzur ve şükrü içerisindeyiz. İnsanlığın kurtuluş reçetesi olan Kur’an-ı Kerim bu mübarek ayda inmeye başlamış; fazilet bakımından bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi de bu ayın bağrında saklı kılınmıştır. Ramazan, ayların sultanıdır; rahmet, mağfiret ve bereket mevsimidir.
Resûlullah Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) müjdelediği üzere bu ayda yapılan nafile ibadetlere farz sevabı; farzlara ise kat kat ecir verilir. Bir oruçluya iftar ettirenin günahları bağışlanır; cehennemden azat olmasına vesile kılınır. Bu ayda rahmet kapıları açılır; cehennem kapıları kapanır; şeytanlar zincire vurulur. Ramazan, kul ile Rabbi arasındaki mesafeyi kısaltan ilahi bir lütuftur.
Ramazan’a hürmet edip onu ibadet ve taatle ihya edenin senesi hayır ve bereketle geçer; bu aya kayıtsız kalan ise büyük bir fırsatı zayi etmiş olur. Çünkü Ramazan sadece aç kalmak değil; nefsi terbiye etmek, kalbi arındırmak ve kulluk şuurunu derinleştirmektir. Cenab-ı Hak birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin.
Kur’an-ı Kerim’in birinci muhatabı sevgili Peygamberimiz Muhammed’dir. O, vahyi en kâmil manada anlamış; hadis-i şerifleriyle açıklamış ve yaşayışıyla tatbik etmiştir. Kur’an’ın hayata yansıyan şekli onun sünnetidir. Bu sebeple Kur’an’ı doğru anlamanın yolu, onu Resûlullah’ın anladığı ve yaşadığı gibi anlamaktan geçer.
Biz Müslümanlar, Muhammed Aleyhisselam’ın getirdiği dine iman ettik. Onun Allah Teâlâ’dan Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla aldığı emir ve nehiyleri, ibadetleri onun gösterdiği şekilde yerine getirmekle mükellefiz. Nitekim Yüce Rabbimiz Haşr Suresi 7. ayette: “Peygamber size neyi verdiyse onu alın; size neyi yasakladıysa ondan da sakının.” buyurur. Nisa Suresi 80. ayette ise: “Kim Peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.” hükmü yer alır. Bu ilahi beyan, Resûlullah’a itaati imanın ayrılmaz bir parçası olarak ortaya koymaktadır.
Unutulmamalıdır ki Hazret-i Peygamber’in görevi yalnızca vahyi tebliğ etmekten ibaret değildir; yaşayışıyla ümmete en güzel örnek olmak, vahyi açıklamak, gerektiğinde hüküm vaz etmek ve ümmete rehberlik etmek de onun vazifeleri arasındadır. O, üsve-i hasenedir; yani en üstün örnektir.
Büyük İslam âlimi İmam-ı Rabbani Hazretleri buyurur ki: “Allahü Teâlâ, bütün isim ve sıfatlarının kemallerini en sevgili kulu ve Resûlü olan Muhammed Aleyhisselam’da toplamıştır. Ona indirilen Kur’an-ı Kerim ise önceki peygamberlere indirilen kitapların hülasasıdır.” Bu ifade, Resûlullah’ın kâinattaki eşsiz makamını ve Kur’an’ın nihai ilahi mesaj oluşunu veciz biçimde ortaya koymaktadır.
Öyleyse Ramazan; Kur’an’la yeniden buluşma, sünnetle yeniden diriliş ve kulluk bilinciyle yeniden ayağa kalkma zamanıdır. Bu mübarek ayı sadece takvimde bir zaman dilimi olarak değil; hayatımızı tanzim eden bir mektep olarak değerlendirelim.
Ramazan Şerefiniz Mübarek Olsun. Rabbim bu ayı; ümmet-i Muhammed için uyanışa, birlik ve dirliğe, mağfiret ve kurtuluşa vesile eylesin.