Acılara ömür vermişim dünden bugüne kadar… Çünkü zor günleri yaşamayan insanlar, güzel günlerin kıymetini tam anlamıyla bilemez. Hayat insana önce sabretmeyi, sonra da şükretmeyi öğretir dostum...
Bugüne kadar hiçbir zaman bir suçlu arayıp “Sensin” demedim. Çünkü kimin ne yaşadığını, hangi yükleri taşıdığını tam olarak bilemeyiz. Biz ne yaptıysak insanlığımız için yaptık. İyiliği menfaat için değil, vicdanımız için seçtik dostum…
Zaten talihsiz bir hayatın içine doğmuşuz. Ama yine de inanıyorum ki bugün yeni doğan her insan, yarın hem zorluğu hem de güzelliği görecektir. Hayat böyledir; bazen acıyla sınar, bazen umutla ödüllendirir dostum...
Kimseye küsmedim, kırgın da değilim. Sadece biraz kızgınım… Çünkü iyilik yaptığımız insanların bazıları, o iyilikleri unuttu. Hatta kimi zaman iyiliğin karşılığı kırgınlık oldu. Yine de en çok buna değil, insanlığın kaybolmasına üzülüyorum dostum...
Hayat bazen insanın elini kolunu bağlar. “Şimdi ne olacak?” diye düşündüğümüz günler olur. Ama Allah büyüktür. Bekleyip göreceğiz. Çünkü birlik oldukça insan ayakta kalır. Birlik, her zaman güzeldir dostum...
Üzerimize dağ gibi yükler devrilir bazen. Ağır yük taşımayan, rahatlığın kıymetini anlayamaz. Zoru görmeyen insanlar hayatı eksik yaşar. Çünkü insanı olgunlaştıran şey biraz da çektiği sıkıntılardır dostum...
Kader suçlu değil; bazen kabahat bizdedir. İyi niyetli olduğumuz için kırılırız çoğu zaman. Ama yine de insan iyilik yapmaktan vazgeçmemeli. Bekleyelim ve görelim; Mevla’m ne eylerse güzel eyler dostum...
Kimseye küsmedim, kırgın değilim… Sadece çok yoruldum. Hayatın yükünden değil, insanların nankörlüğünden yoruldum. Yaptığımız iyiliklerin karşılığını beklemedik ama unutulmasını da beklemiyorduk dostum...
Ömür dediğimiz yol böyle geçip gidiyor. Kime ne yaptığımızı bilen bilir. İyilik yapın ama sonucunu düşünmeyin. Çünkü gerçek iyilik, karşılık beklemeden yapılan iyiliktir dostum...
Mutluluğu belki çoktan kaybettik ama doğruluktan vazgeçmedik. Herkesi kendimiz gibi sandık. Oysa insan dostunu iyi seçmeli. Aynı yolda yürüdüğünüz insanların karakteri, gideceğiniz yolu belirler dostum...
Ah ile vah ile geçen bir ömrün sonunda şunu öğrendim: İnsan dostunu iyi tanımalı. Çünkü bazı insanlar, parayı ve çıkarı görünce geçmişi de dostluğu da unutabiliyor dostum...
Alnımı soğuk taşlara dayadığım günler oldu. Gözyaşlarımı içime akıttığım zamanlar da… Ama öğrendim ki gözyaşı insanın yükünü hafifletir. İyilik yaparsınız, bilmezler; fedakârlık edersiniz, görmezler. Yine de insan iyi olmaktan vazgeçmemeli dostum...
Kederlerimizi bazen uçan kuşlara yükledik. Çünkü bu dünya kimseye kalmıyor. Bir gün herkes bir kuş gibi uçup gidecek bu ellerden. Geriye sadece insanlık, iyilik ve güzel hatıralar kalacak dostum...
Kimseye küsmedim, kırgın değilim. Sadece iyiliğin kıymetini bilmeyenlere kızgınım. Çünkü öyle insanları değerli insanlarla tanıştırdık, destek olduk, el uzattık ama yine olmadı dostum...
Kaderimiz budur diye düşünüyorum. Kaderi anlayan insan, yanlışın ne olduğunu da bilir. Ama bilmeyenden anlayış beklemek boşunadır dostum...
Bir şeyi de unutmamak gerekir: Eğer bir insan daldan dala atlıyor, menfaatine göre yön değiştiriyorsa dikkat edin. Çünkü bugün başkasını satan, yarın sizi de satar. Hele para ve lüks hayat devreye girince bazı insanlar geçmişini de dostluğunu da unutur dostum...
Ama biz yine de iyilikten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü insanı insan yapan; makamı, parası ya da gücü değil, vicdanıdır dostum...
Bu metin, yalnızca bir sitem değil; aynı zamanda bir karakter duruşudur. İçinde kırgınlıktan çok bir kabulleniş, öfkeden çok bir yorgunluk vardır. İnsan bazen bağırmaz; sadece konuşur. Ama o konuşmanın içinde yılların birikmiş sessizliği saklıdır.
Köşe yazısı diliyle bakıldığında, burada üç temel tema öne çıkar: iyilik, nankörlük ve insanın kendi vicdanıyla sınavı. Yazar, suçlayıcı bir yerden değil; daha çok anlamaya çalışan bir yerden konuşur. Bu da metni bir serzenişten çok bir “hayat dersi”ne dönüştürür.
Sonuç olarak şu söylenebilir: İnsan her şeye rağmen iyilikten vazgeçmediği sürece, dünya tamamen kararmış sayılmaz. Çünkü bazı insanlar yorulur, bazıları kırılır; ama vicdanını kaybetmeyenler, insanlığı ayakta tutar.