Hayat insana birçok şey öğretir. Kimi zaman sevinçlerle, kimi zaman da ağır imtihanlarla… Ben, ömrüm boyunca acılarla yaşamayı öğrendim. Dünden bugüne kadar karşıma çıkan zorluklar bana tek bir gerçeği gösterdi: Zor günleri yaşamayan insanlar, güzel günlerin değerini tam anlamıyla bilemez.
Bugün geriye dönüp baktığımda kimseyi suçlamıyorum. Hiç kimseyi işaret edip "Sen suçlusun." demedim. Çünkü yaptığımız her şeyi insanlık adına, iyi niyetle yaptık. İnsanlara faydalı olmayı, dostluğu ve paylaşmayı her zaman ön planda tuttuk. Belki karşılığını beklemedik ama bazen insan, yapılan iyiliğin unutulmasına değil; iyiliğin kötülükle karşılık bulmasına üzülüyor.
Hayat bana doğduğum günden bu yana kolay davranmadı. Talihsizlikler peşimi hiç bırakmadı. Ancak biliyorum ki bugün yeni doğan her çocuk da yarının hem güzellikleriyle hem de zorluklarıyla karşılaşacaktır. Hayatın değişmeyen kanunu budur. Önemli olan, yaşananlardan ders çıkarabilmektir.
Ben kimseye küs değilim. Kırgın da değilim. Sadece zaman zaman iyiliğin kıymetini bilmeyenlere karşı sitem ediyorum. Çünkü insanı en çok yoran şey, yaptığı iyiliğin unutulması değil; o iyiliğin karşısına vefasızlığın çıkmasıdır.
Hayat bazen insanın elini kolunu bağlar. Çaresiz kaldığımız anlar olur. Böyle zamanlarda yapılacak en doğru şey sabretmektir. Çünkü inanıyorum ki Allah büyüktür. Her gecenin bir sabahı, her sıkıntının da bir çıkışı vardır. Yeter ki umudumuzu ve birlik duygumuzu kaybetmeyelim.
Hayatın yükü bazen dağ gibi omuzlarımıza çöker. O zaman anlarız ki ağır yük gerçekten ağırdır. Ancak zorluğu yaşamayan, rahatlığın kıymetini de bilemez. İnsan, en çok zor zamanlarında hem kendisini hem de çevresindeki insanları tanır.
Çoğu zaman kaderi suçlarız. Oysa bazen hata kaderde değil, bizim iyi niyetimizdedir. İnsanlara gereğinden fazla güvenmek, herkesi kendimiz gibi görmek bizi hayal kırıklığına uğratabilir. Buna rağmen ben yine de iyilikten vazgeçilmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü iyilik insanın karakteridir; karşı tarafın davranışı değildir.
Bugün geriye dönüp baktığımda yorgun olduğumu hissediyorum. Beni yoran yıllar değil; insanların vefasızlığı oldu. Yine de yaptığım iyiliklerden pişman değilim. Çünkü insanın gerçek zenginliği malı değil, geride bıraktığı güzel izlerdir.
Mutluluğu belki çok önceden kaybettim. Ama doğruluktan ve inandığım değerlerden vazgeçmedim. İnsan bazen herkesi kendisi gibi zanneder. İşte en büyük yanılgı da burada başlar. Bu yüzden dost seçimi hayatın en önemli kararlarından biridir. Aynı yolda yürüyeceğiniz insanların karakteri, sizin geleceğinizi de belirler.
Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir: Hayat gelip geçicidir. Bugün var olan yarın olmayabilir. Hepimiz bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz. Geriye ise ne makam, ne para, ne de gösterişli hayatlar kalacak. Geriye yalnızca insanlara bıraktığımız iyilikler ve güzel hatıralar kalacaktır.
İnsanları değerlendirirken dikkatli olmak gerekir. Sürekli menfaat peşinde koşan, çıkarına göre yön değiştiren insanlar, zamanı geldiğinde en yakınındakini bile yalnız bırakabilir. Özellikle makamı, parayı ve lüksü her şeyin önüne koyanlar, çoğu zaman gerçek dostluğu da unutur. Bu nedenle dost seçerken karaktere, sadakate ve vefaya bakılmalıdır.
Ben hâlâ kimseye küs değilim. Kırgın da değilim. Sadece hayatın bana öğrettiklerini paylaşmak istiyorum. Çünkü inanıyorum ki iyilik hiçbir zaman kaybolmaz. Belki karşılığını insanlardan göremeyiz ama Allah katında hiçbir iyilik karşılıksız kalmaz.
Onun için ne olursa olsun doğruluktan ayrılmayalım, iyilik yapmaktan vazgeçmeyelim ve umut etmeyi bırakamayalım. Çünkü hayatın sonunda insanın yanında kalacak olan; yaptığı iyilikler, gösterdiği merhamet ve ardında bıraktığı güzel dostluklardır.