Kurban Bayramınız Mübarek Olsun…
Her geçen bayram, bir öncekini aratıyor insana…
Oysa geçen bayram da buruktu. Şimdi dönüp bakıyoruz; meğer o günler yine de umut taşıyormuş içinde. Bugün ise insanlığın yükü biraz daha ağır, gönüllerin yorgunluğu biraz daha derin.
6 Şubat depremleri bizlere çok derin acılar yaşattı. Zor günler gördük, tarifsiz kayıplar yaşadık. Ama bugün, o büyük felaketin yaralarını sarmak için hep birlikte olduğumuzu da gördük. Milletçe kenetlendik, acıyı birlikte paylaştık. Allah, 6 Şubat depremleri gibi afetleri ülkemize bir daha yaşatmasın.
Allah’tan gelen her şeyin başımızın üstünde yeri vardır. Bizler zor zamanlarda daima birlik içinde olduk. Bugün de yeni bir bayrama ulaşırken yine yan yana gelmenin, aynı sofralarda buluşmanın, aynı dualarda birleşmenin huzurunu yaşıyoruz. Çünkü biz büyük bir milletiz. Yeter ki birlik ve beraberlik içinde olalım. Allah birliğimizi daim etsin inşallah.
Sokaklara bakıyoruz; yüzlerde tebessüm eksik… İnsan ilişkilerinde samimiyet azalıyor, merhamet yerini öfkeye bırakıyor. Tabiat ise adeta insanlığın hoyratlığına cevap verircesine; depremlerle, sellerle, yangınlarla insanı yeniden düşünmeye çağırıyor. İnsan ise bazen yalnız çevresine değil, en büyük kötülüğü yine kendisine yapıyor.
Bazen insan, “Hiç mi güzel gün gelmeyecek?” diye düşünmeden edemiyor. Elbette gelecek… Rabbimizin rahmeti sonsuzdur. Ancak görünen o ki dünya, insana huzuru tam tattırmadan yeniden imtihanlara sürüklüyor. Tıpkı boğazı sıkılan birine kısa bir nefes alma fırsatı verilip ardından yeniden baskının artması gibi…
İşte tam da böyle zamanlarda bayramlar, yalnızca takvim yapraklarında duran özel günler olmaktan çıkıyor; insanın kendisini sorguladığı, kalbini yokladığı manevi duraklara dönüşüyor.
Bayramlarımız çok güzeldir, maneviyatı büyüktür. Bizler bunun kıymetini bilmeliyiz. Kesilen kurbanlarımızla birlikte komşularımızı, yoksulları ve ihtiyaç sahiplerini unutmamalıyız.
Kurban Bayramı da bunun en derin örneklerinden biridir. Çünkü kurban yalnızca bir hayvan kesmek değildir. Kurban; teslimiyettir, paylaşmaktır, kardeşliktir. Daha da önemlisi, Allah’ın emrini gönül huzuruyla yerine getirip O’na yakınlaşma arzusudur. Bizler de kesilen kurbanların kıymetini bilenlerdeniz.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de de ifade edildiği gibi Allah’a ulaşan ne kesilen etlerdir ne de akan kandır. Allah’a ulaşan; samimiyet, ihlas ve takvadır. Yeter ki bizler kestiğimiz kurbanların Allah rızası için olduğunu unutmayalım. Kurbanlarımız gösteriş için değil; paylaşmak, ibadet etmek ve Allah’a yakınlaşmak için olmalıdır.
Bugün bazı çevreler kurban ibadetini anlamadan eleştiriyor. “Yardım etmek varken neden hayvan kesiliyor?” diye soruyorlar. Oysa kimsenin hayır yapmasına engel yoktur. Dileyen hastaya ilaç alır, ihtiyaç sahibine destek olur, yetimi sevindirir. Bunların hepsi son derece kıymetlidir. Ancak mesele yalnızca sosyal yardım değildir; mesele aynı zamanda bir ibadetin, bir teslimiyetin yerine getirilmesidir.
Maddi durumu iyi olan kardeşlerimiz mutlaka kurban kesmeli, paylaşmanın bereketini yaşamalıdır. Şimdiden keseceğiniz kurbanları Allah kabul etsin.
İşin düşündürücü yanı ise şudur: Her gün milyonlarca hayvan tüketim amacıyla kesilirken kimsenin sesi çıkmazken, Müslümanın ibadet niyetiyle kestiği kurban neden hedef hâline geliyor?
Çünkü kurbanın ruhunu bilmeyen, ondaki hikmeti anlayamaz. Kardeşliğin, paylaşmanın ve Allah’a yakınlaşmanın verdiği manevi huzuru tatmayanlar, o lezzeti de hissedemezler. İnsan çoğu zaman bilmediğine mesafeli olur; hatta bazen ona düşman kesilir.
Oysa bizler birlik içinde olmalı, kurban kesen kardeşlerimize destek olmalı, kurban kesemeyen kardeşlerimizi de unutmamalıyız.
Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kurban ibadetini yalnızca sözle değil, yaşayarak öğreten en güzel örnektir. O, vahyi en iyi anlayan ve hayatına tatbik edendi. Bu nedenle İslam’ı Peygambersiz anlamaya çalışmak, ruhsuz bir beden inşa etmeye benzer. Allah yolunu bilen herkes kurbanın ne olduğunu ve taşıdığı manayı elbette bilir.
Bayramlar; kırgınlıkların unutulduğu, sofraların paylaşıldığı, büyüklerin hatırlandığı, küçüklerin sevindirildiği müstesna zamanlardır.
Bugün belki ekonomik sıkıntılar, toplumsal huzursuzluklar ve gelecek kaygıları gölgesinde bir bayrama giriyoruz. Ama yine de bayramın taşıdığı rahmeti, bereketi ve manevi iklimi kaybetmemek gerekiyor. Bayramlarımıza sahip çıkmalı, çocuklarımızı sevindirmeliyiz.
Çünkü insanı ayakta tutan yalnızca ekmek değildir; umuttur, merhamettir, inançtır.
Bu vesileyle; büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden muhabbetle öpüyor, dualarında bizleri de unutmamalarını istirham ediyorum.
Kurban Bayramı’nın gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Kurban Bayramınız mübarek olsun…