ZEKİ DAĞ

'İnsan Hayatı Üzerine: Planlar ve Nasip Arasındaki İnce Çizgi'

ZEKİ DAĞ

Hayatın içinde insan bazen çok hayır umar, çok şey bekler ama bunların bir kısmı gerçekleşmez. O zaman insan kendi kendine sorar: Şans mı kötü, kader mi ağır? Zamanla anlar ki, insanın payına düşen şey her zaman kendi hesap ettiği değil, nasibinde yazılandır.

Ne kadar plan yapılırsa yapılsın, sonunda insanın başına gelen çoğu zaman kendi kontrolünün dışındadır. Bu yüzden derler ki; “hesapta olan değil, nasipte olan gelir.” İnsan elinden geleni yapar, gerisini zamana ve kadere bırakır.

Hayat dediğimiz şey yalnızca kazanç ve kayıptan ibaret değildir. İnsan gelir, yaşar ve gider. Ezanla başlayan bu yolculuk, sonunda bir sela ile tamamlanır. Bu nedenle insan, neyi biriktirdiğine değil nasıl yaşadığına bakmalıdır. Mal da gelir geçer, mülk de… Geride kalan sadece insanın bıraktığı izdir.

Dostluk ise kolay bir şey değildir. Kırık bir kalbin her sözü taşıyamadığı gibi, güveni zedelenmiş bir gönül de her sırrı saklayamaz. İnsan bu yüzden dostunu seçerken dikkat etmelidir. Çünkü hayat boyunca yanında olacak kişiler, insanın yükünü ya hafifletir ya da ağırlaştırır.

Zamanla insan şunu da görür: Hayat her zaman merhamet üzerine kurulmuş değildir. Menfaatin öne çıktığı yerde sadakat de dostluk da sınanır. Ama yine de insan, doğru bildiğinden vazgeçmemeli; helalinden kazanmalı, hakkıyla yaşamalıdır.

İnsan bazen susar. Çünkü kalbi yorulur, kelimeler kifayetsiz kalır. Ama insan bilir ki yapılan her şey, görünenin ötesinde bir yerde karşılık bulur. Kimsenin yaptığı kimsenin yanına kalmaz; herkes kendi yaptığının sonucuyla yüzleşir.

Karakter değişmez sanılır ama çoğu zaman değişen insanın kendisi değil, içine girdiği çevredir. İnsan bulunduğu ortama uyum sağlarken bazen özünü korur, bazen de savrulur. Bu yüzden önemli olan, insanın kendi doğrusundan uzaklaşmamasıdır.

Kalp bir tarla gibidir; ne ekilirse onu verir. Sevgi ekilirse sevgi, nefret ekilirse nefret büyür. İnsan en sonunda kendi ektiğini biçer. Bu yüzden insan, gönlüne ne ektiğine dikkat etmelidir.

Gün gelir, herkes yaptığının karşılığını görür. Kimin ne olduğu, ne yaptığı, nasıl yaşadığı ortaya çıkar. İnsan o gün sadece seyreder; çünkü gerçek, zamanla kendini gösterir.

Bugün dünyaya bakıldığında çatışmaların, anlaşmazlıkların ve güç mücadelelerinin arttığı bir gerçeklik vardır. Bu nedenle insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şey; ayrışma değil, adalet, sağduyu ve birlikte hareket edebilme iradesidir. Hiçbir birliktelik, adalet ve vicdan olmadan kalıcı olamaz. Gerçek güç, ortak akıl ve hakkaniyetle oluşur.

Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti, İran ve Azerbaycan gibi bölge ülkeleri açısından da istikrar, diyalog ve karşılıklı saygı önemini korumaktadır. Aynı şekilde NATO ve Avrupa Birliği gibi yapılar da küresel dengeler içinde etkili aktörler olarak varlıklarını sürdürmektedir.

Sonuç olarak insan; dürüstlükten, helal kazançtan ve vicdandan ayrılmamalıdır. Çünkü dünya geçicidir, asıl kalan insanın geride bıraktığı ahlaktır.

Yazarın Diğer Yazıları