28 Şubat; takvimde sıradan bir tarih değildir. O gün ne vardı, neler oldu? Tankları yürüttüler; kim ve kimlere karşı? Bu millet o eski günleri unutmadı. 28 Şubat, İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan bir darbedir. Unutmadık ve unutmayacağız.
28 Şubat; bu milletin inancına karşı yapılan bir baskının göstergesidir. Keşke inananlara ve Müslümanlara karşı yürüttüğünüz baskıları dış güçlere karşı da yapsaydınız da göre bilseydik diyorum. Var mıydı o yürek sizde? Elinizde bir güç vardı; onu da sadece inançlarını yerine getiren, tek dertleri Müslüman olmak olan insanlara karşı kullandınız.
Bu sadece bir hükümete yapılan müdahale değildi; Müslüman kardeşlerimize karşı yapılan bir baskı ve zulümdü. Sizin ve sizin gibilerin zaten bir inancı yoktu; sadece inananlara karşı yaptığınız bir zulüm ve baskı vardı.
Ne oldu o eski Türkiye’de? İnsanlarımız kendi ülkesinde, kendi inançlarını yaşamak isterken; akıl almaz kişiler, gittikleri her yerde inançlı ve Müslüman kardeşlerimize zulüm ve baskı yaptılar. Bu baskıyı tüm dünya gördü.
O dönemlerde ne dediler? Üniversitelere başı kapalı giremezsiniz dediler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin olduğu yerlere başörtülü giremezsiniz dediler. Neden, niçin? Önce bir kendinize bakın. O dönemlerde masum insanlara yaptığınız o baskı ve zulüm günlerini biz unutmadık. O eski Türkiye yok; yeni Türkiye var ve her zaman var olacaktır.
İnsanların inancından rahatsız olanlar, başörtüsünden rahatsız olanlar; bir dönüp etrafınıza bakın. O dönemde yaptığınız baskıları hatırlayın. Bugün ne oldu? O baskı yaptığınız insanların çocukları bugün nerede? İnançlarını ve ülkesini seven gençlerimiz ülkesine hizmet ediyor. Başörtülü dediğiniz o inançlı kardeşlerimiz bugün gece gündüz demeden çalışıyor; tek dertleri ülkelerine ve güzel insanlara hizmet etmek. Asla ayrımcılık nedir bilmezler.
İmam hatiplerin kapısına neredeyse kilit vurulacaktı. Yürekleri yetmedi ama güzel insanlarımıza büyük zulüm yaptılar. Ülkenin ufkunu açan merhum Adnan Menderes’ten, merhum Turgut Özal’dan Allah razı olsun; mekânları cennet olsun inşallah.
Şu cümleye dikkat edelim: Dünya savaşında “Sen başörtülüsün, gelme” diyen oldu mu? “Senin başın açık, gelme” diyen oldu mu? Peki sonra ne oldu da resmî kurumlarda başörtülü insanlara zulüm ve baskı yapıldı? Neden, niçin?
O dönemlerde insanlar evlerindeki Kur’an-ı Kerimleri bile saklamak zorunda kaldı. İnançlarını yaşamak isteyenlere engel olundu. İnsanlarımız o günleri asla unutmayacak. O eski Türkiye’yi gören büyüklerimiz iyi bilir. Genç kardeşlerimiz o dönemi görmediği için bilmeyebilir; o hâlde büyüklerinize sorun, dinleyin ve öğrenin.
Başörtüsüne yapılan zulümlere karşı zincirlerle tepki gösteren insanlar oldu. O dönemlerde tankları sokaklarda yürütenleri de unutmadık. Bugün aynı cesareti gösterebilirler mi? O gün ülkenin gelişmesini istemeyenlerin bugün sesi çıkmıyor.
Ama unuttukları bir şey vardı: Bu millet korkuyla teslim olmaz. Bu millet secdesinden vazgeçmez. Başörtülü kızlarımız okul kapılarında bekletildi; gençlerimiz hayallerinden koparıldı. Aileler fişlendi. İnanç, suç gibi gösterildi. İnsanların hayatları yıkıldı, gözyaşları döküldü. Neden, niçin?
Bedel sadece gözyaşı değildi. Bu sürecin ülkeye maliyeti yüz milyarlarca dolarla ifade edildi. Yani sadece özgürlükler değil; bu milletin ekmeği, hayalleri ve geleceği de çalındı. Soruyorum: Neden, niçin?
Bir milletin kalbinden Allah sevgisi sökülebilir mi? Hayır. Çünkü bu toprakların mayasında iman vardır. Bu milletin ruhunda direniş vardır. Hakka inanan bir yürek vesayete boyun eğmez. Biz unutmayacağız; ama kinle değil, şuurla hatırlayacağız. Daha güçlü bir hukuk için, ülkemizin geleceği için hep birlikte çalışacağız. Bu güzel ülke hepimizindir.
Türk milletinin arasında ayrımcılık olmaz. Herkes birbirine saygı göstermelidir. Herkes kendi inancını özgürce yaşayabilmelidir. İnançlara saldırı ise asla kabul edilemez; gereken cezalar verilmelidir.
Son günlerde “Allah” diye bir ilahi çıktı; bazı kesimler bundan rahatsız oldu. Neden, niçin? Allah isminden rahatsız olmak kime ne kazandırır? Bu güzel ülkenin kıymetini bilelim; birlik ve beraberlik içinde olalım. Allah isminden rahatsız olmayın; kimseye zarar gelmez.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Döneminde Türkiye’nin Atılım Süreci ve Deprem Sonrası Yeniden İnşa Hamlesi
Türkiye Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve gelmesiyle birlikte ülkenin birçok alanda önemli bir atılım sürecine girdiği ifade ediliyor. Hükümetin hayata geçirdiği projelerle Türkiye’nin uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde sesini duyurduğu belirtilirken, ekonomik, savunma ve altyapı alanlarında yapılan yatırımların ülke gelişimine katkı sağladığı vurgulanıyor.
Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 11 ili etkileyen büyük depremlerin ardından başlatılan yeniden inşa süreci, son dönemin en kapsamlı çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Depremden etkilenen şehir merkezlerinde konut ve iş yerlerinin yapımına hızla başlanırken, kırsal bölgelerde de köy evleri projeleri eş zamanlı olarak yürütülüyor.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı- TOKİ) tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, depremzedeler için kalıcı konutların inşası hızlandırıldı. Şehir merkezlerinde yükselen yeni binaların yanı sıra, dağlık ve kırsal alanlarda da modern ve dayanıklı köy evleri inşa ediliyor. Ayrıca maddi durumu yeterli olmayan aileler için sosyal konut projeleri kapsamında yeni bir TOKİ seferberliği başlatıldığı bildirildi.
Yetkililer, deprem sonrası yürütülen inşa çalışmalarının hem hız hem de kapsam açısından Cumhuriyet tarihinin en büyük afet sonrası yeniden yapılanma süreci olduğunu ifade ediyor. Projelerin etap etap tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmesi hedefleniyor.
Çalışmalara katkı sunan tüm kurum ve görevlilere teşekkür edilirken, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreci yakından takip ettiği ve gece gündüz demeden ülkenin geleceği için çalışmalar yürüttüğü belirtiliyor.