YUSUF KONAK

YAYLALAR BİZİ BEKLİYOR

YUSUF KONAK

Değerli hemşehrilerim şimdi sizleri hayalende olsa polat nurhak ve doğanşehir dağlarındaki yaylaları gezdirmek istiyorum.

Özellikle şehirde hele helede gurbetin yetim çocukları olan gurbetteki memleket hasreti çekenlere doğanşehir yaylarını gezdirmek istiyorum.

Bir kaç arkadaşla güzel bir mayıs sabahı erkenden kalkıp yaylalara gidiyoruz kuş cıvıltıları arasında derelerden koyaklardan yol alarak ilerliyoruz ileride bir yamaçta kıl çadırlı bir oba öbür yamaçta bir oba herkes sabah telaşında gelinler, kızlar çam kokulu yayıklarda gümbür gümbür yayık yayıyor sizleri kahvaltıya davet ediyorlar.

Geçiyorsunuz dört direkli kıl çadırın içine el dokuması kan kırmızısı halılar ve yastıklarla döşeli şark köşesi biçimindeki köşeye oturuyorsun çadır direğinde gümüş kundaklı mavzer asılı dışarıda köşede doru at ağaçta bağlı evin hanımı saçta bazlamalar çökelek ve tereyağı karışımından börekler hıtaplar pişiriyor eriyen yağın cızırtısı içeriye kadar geliyor kahvaltı geliyor taze sağılmış dumanı üstünde sütler kovandan yeni çıkarılmış ballar börekler bazlamalar kahvaltını yapıyorsun ve vedalaşıp çıkıyorsun vadinin bir yamacında bir sürü davar öbür yamaçta bir sürü davar çan sesleri koyun kuzu melemeleri at kişnemeleri kuş sesleri arasında yol alıyorsun karşıda çoban kavala asılmış karşı obaya doğru yanık bir türkü havası çalıyor

Karşı dağlar silelenmiş kar ınan 
Beni kavuşturan yokmu nazlı yarinen
Havasını kavalla dertli dertli çalıyor
Devam edip gidiyorsun gittiğin yerlerde laleler sümbüller menekşeler önüne nakışlı halı serilmiş gibi yerde döşeli çiçeklerden ayağını basacak yer bulamıyorsun çiçekler sana şehirde, gurbette durma gel senin ayağının altına çiçek serelim der gibi gülümsüyor.Bulduğun kengerleri, yemlikleri, çiğdemleri elindeki meşe kökücü ile çıkarıp omuzundaki nakışlı yün torbaya koyarak yoluna devam ediyorsun.

ileride kar beyaz köpüklü kaynak sularının oluşturduğu göllerde kırmızı benekli alabalıklar suyun içinde birbirleri ile oyunlar oynayıp birbirlerine çalımlar atarak şakalaştığını görüyorsun su o kadar berrak ve duruki bir kitap yaprağını gölün dibine atsan yukarıdan o kitap yaprağındaki yazıları net olarak okuyabiliyorsun
Günün sonunda dönüp gezmiş olduğun yaylalara hüzünlü hüzünlü bakarken sağlığım ve ömrüm el verirde bir daha bu yaylaları görebilirmiyim diye dönüp bakıyorsun ve farkında olmadan gözlerinden, yanaklarına aşağı ılık ılık bir kaç damla gözyaşının boncuk boncuk döküldüğünü hissediyorsun ve gayri ihtiyarı ellerin yanaklarındaki hüzün gözyaşlarını silmek için kalkıyor 
Şehirde yaşayan yada gurbet elde olup memleket hasreti çeken hemşehrilerime derinden bir ah çektirip hüzünlendirdiysem şimdiden özür diler hepinizi en kalbi duygularla selamlarım.

Yazarın Diğer Yazıları