MUSTAFA ERTAN

HİLAL ÜZERİNDEN FİTNE, SOFRALAR ÜZERİNDEN ŞOV:

MUSTAFA ERTAN

RAMAZAN BU DEĞİL!

Aziz ve muhterem kardeşlerim,

Ramazan; takvimde bir ay değil, vicdanda bir diriliştir.
Oruç; mideyi değil nefsi aç bırakmaktır.
Ramazan; aç kalma provası değil, hesap gününe hazırlıktır.

Ancak Ramazan’a saatler kala görüyoruz ki bazıları hilal üzerinden ayrışma, sofralar üzerinden gösteriş üretmeye devam ediyor.

Hilal Tartışması mı, Nefis Tatmini mi?

21. yüzyıldayız. Ayın ve güneşin hareketleri saniyesine kadar hesaplanabiliyor. Rasathaneler, ilim adamları ve ehil âlimler ortak kanaat ortaya koymuşken; hâlâ “biz farklıyız”, “biz ayrı başlıyoruz” diyerek ibadeti hizip meselesine çevirmek hangi akla hizmettir?

Hilal; birlik sembolüdür.
Onu ayrışma bahanesi yapmak mümin şuuruna yakışmaz.

Fitneye kapı aralamamak, birlik ruhunu zedelememek adına ülkemizle birlikte Perşembe günü oruç tutacağız. Çünkü mesele inat değil, vahdettir. Mesele ego değil, teslimiyettir.

Allah niyete bakar; gruplaşmaya değil.

Ramazan Şov Alanı Değildir

Asıl acı olan ise başka…

Ramazan gelince bir anda vitrinler çoğalıyor.
Yardım kolileri kameraya göre taşınıyor.
İftar sofraları sponsorlu paylaşıma dönüyor.

Buradan servet sahiplerine açık bir çağrım var:

Helal kazanca sözümüz yok.
Ama servetini büyütürken vicdanını küçültenlere sözümüz var!

Milyonluk iftar sofralarında poz verip, garibin kapısını çalmayanlara…
Zekâtı geciktirip lüksü ertelemeyenlere…
Yardımı reklam, infakı tanıtım kampanyası haline getirenlere…

Ramazan; zenginliğin teşhiri değil, zenginliğin imtihanıdır.

Mal emanettir.
Emanetin hesabı vardır.

Bir gün o vitrinler kapanacak.
Kameralar susacak.
Takipçi sayıları sıfırlanacak.

O gün yalnızca defter açılacak.
Ve sorulacak:
“Gösteriş için mi verdin, rıza için mi?”

Bir Zamanlar Yardımın Onuru Vardı

Bir zamanlar bu şehirde yardımın bir edebi vardı.

Ali Budak’lar, Yüksel Önder’ler, İbrahim Tan’lar, Ekrem Karaaslan’lar, Recep Ünver’ler, Veysel Yaşar’lar, Hasan Okuşluk’lar, Mehmet Çelik’ler, Mehmet Kaplan’lar, Orhan Kaplan’lar, Mehmet Beyazıt’lar, Hacı Arıkan’lar, A. Turan Büyükduman'lar, A.TuranKarafeniz'ler Mehmet Durgun'lar, Nurettin Cangir'ler, A.Kadir Tutan'lar, Halil Budak'lar Osman Aslan'lar Çetin Toprak'lar ve
daha ismini yazamadığım yardım gönüllülerimiz.

HİDAKUD çatısı altında yardım ederlerdi.

Yardım kapıya bırakılırdı.
Zil çalınır, dönülürdü.
Ne fotoğraf olurdu,
ne paylaşım,
ne de ihtiyaç sahibini mahcup eden bir teşhir…

Çünkü bir anlayış vardı:
“Sağ elin verdiğini sol el görmemeli.”

İşte ihlas buydu.
İşte Ramazan ahlakı buydu.

Elbette bugün de bu hassasiyetle çalışan kıymetli sivil toplum kuruluşlarımız var. Onlar başımızın tacıdır. Sözümüz onlara değildir.

Ama yardımı şova çevirenler bilsin ki; alkış sevap değildir.
Alkış, ahirette geçerli bir para birimi değildir.

Ramazan Kalbi Büyütme Mevsimidir

Ramazan;
Nefsi değil merhameti büyütme ayıdır.
Hizip değil kardeşlik ayıdır.
Gösteriş değil ihlas ayıdır.
Malı değil, kalbi büyütme mevsimidir.

Gerçek zenginlik servet değil, dua biriktirmektir.
Gerçek kazanç alkış değil, Allah’ın rızasıdır.

Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul eylesin.
Niyetlerimizi halis, kalplerimizi berrak kılsın.
Birliğimizi daim, ibadetlerimizi makbul eylesin.

Selam ve saygılarımla…

Mustafa Ertan
18.02.2026

Yazarın Diğer Yazıları