GEÇMİŞİN GÖLGESİNDE ÖFKE: KENDİYLE BARIŞMANIN CESARETİ
MUSTAFA ERTAN
İnsan bazen bugüne değil, yıllar önce yarım kalmış bir acıya öfkelenir.
Hayat, omuzlarımıza her zaman taşıyabileceğimiz yükler yüklemez.
Çocuklukta uğradığımız bir haksızlık, eksik kalan bir sevgi ya da içimize atılmış bir kırgınlık… Zamanla unutuldu sanılır; oysa hiçbir duygu gerçekten kaybolmaz. Sadece şekil değiştirir.
Ve gün gelir, bir sözde, bir bakışta ya da küçücük bir olayda yeniden ortaya çıkar.
Bugün “öfke kontrol bozukluğu” dediğimiz o sert ve orantısız tepkiler, çoğu zaman bugünün değil; geçmişin yarım kalmış hesaplarının yankısıdır.
Bir çocuk düşünün… Yaramazlık yaptığı için sertçe azarlanmış, belki de haksız yere cezalandırılmış.
Aradan yıllar geçer.
O çocuk büyür, yetişkin olur, bir aile kurar. Kendi çocuğu basit bir hata yaptığında ise verdiği tepki, o anın değil; yıllar önce içinde biriken kırgınlığın dışavurumudur. Kızdığı şey oyuncak değil, aslında kendi kırılmış çocukluğudur.
İşte bu yüzden öfkeyi sadece bir “davranış problemi” olarak görmek eksiktir. Öfke çoğu zaman bir sonuçtur; sebep ise geçmişte saklıdır. Bu noktada en büyük adım, insanın kendine dürüst olabilmesidir:
“Evet, ben kontrol edemediğim bir öfke yaşıyorum.”
Bu bir zayıflık değil, aksine büyük bir cesarettir. Çünkü kabullenmek, değişimin kapısını aralamaktır.
İnsan ancak kabul ettiğiyle yüzleşebilir, yüzleştiğini dönüştürebilir.
Unutulmamalıdır ki; kabullenilmeyen her öfke, zamanla insanın çevresini sessizce boşaltır. Önce anlayış azalır, sonra mesafe artar… Ve en sonunda insan, kalabalıkların içinde yalnız kalır.
Oysa insanın asıl büyüklüğü; kendisine yapılanı başkasına yapmamakta gizlidir. Geçmişin karanlığını geleceğe taşımamak, gerçek erdemdir. Yaralı bir çocuk olarak kalmak değil, o çocuğu anlayan bir yetişkine dönüşmektir mesele. Bunun için üç adım yeterlidir:
Yüzleşin: İçinizdeki o kırılmış, incinmiş çocukla tanışın.
Dönüştürün: Size yapılan adaletsizliği, başkalarına gösterdiğiniz adaletle iyileştirin.
Destek Alın: Bazen insan kendi yarasına kendi yetişemez. Bir uzmandan destek almak, zayıflık değil; kendine verilen değerin göstergesidir.
Unutmayın… Geçmiş bir kader değildir, sadece bir öğretmendir.
Mazi bir prangadır, sarmış ruhunu,
Öfkenle kusarsın eski ahını.
Kabullen, affet ki kendi ruhunu;
Bugünden kurasın yarın sabahını.
Kendi iç dünyasında barışı sağlayamayan, dış dünyada huzuru aramakla ömrünü tüketir. Bu yüzden belki de en büyük zafer; başkalarını değil, insanın kendi içindeki fırtınayı dindirebilmesidir.
Selam ve saygılarımla,
Mustafa ERTAN
03.04.2026