FARKINDA MIYIZ?
MUSTAFA ERTAN
İnsanoğlu sanki bir "Maskeli Balo"da. Uzaktan bakınca mükemmel, dinleyince dürüst görünürler; eğer saf biriysen samimiyetlerine şıp diye inanıverirsin. Kullanıldıklarını bilmeden, birbirlerini kullanmaya çalışıyorlar. Ah şu bireysel menfaatler olmasa var ya, dünya gerçek anlamda yaşanacak bir yer olacak. Ama yok! Hep bana, hep bana... Toprağın altını düşünenimiz hiç yok. Hep daha fazlası, hep daha da fazlası diye diye bir gün hiç olmayacak mıyız? Kazanıyorum derken kaybettiğimizin farkına ne zaman varacağız? Kazanırken bile her şeyi kendimize hak görüp haram etmiyor muyuz helalimizi?
İşte tam da burada başlıyoruz kaybetmeye. Bilmem farkında mısınız?
Bırakın haramın azabından kaçmayı, helalin bile çetin bir hesabı olduğunu unutuyoruz. "Gelsin de nasıl gelirse gelsin" mantığıyla yaşıyoruz hayatı. Üzerinde gezdiğimiz toprağın altını ah bir düşünsek... Hep başkaları girmeyecek ya oraya! Sıra elbet bize de gelecek, er ya da geç. İnsanoğlunun kaçınılmaz mutlak sonu bu değil mi?
Çok şey kaybettik son zamanlarda: Sevgiyi, saygıyı, merhameti, doğruluğu, dürüstlüğü, samimiyeti, tevazuyu, komşuluk ve akrabalık ilişkilerini, nezaketi, hakkaniyeti ve daha nice erdemli duruşumuzu. Kazandıklarımız da var elbette; tek olan yüzümüzü ikiye çıkardık mesela. İkili ilişkilerimizde Yeşilçam oyuncularına taş çıkartacak kadar ustalaştık oyunculukta. Liyakati de kaybettik! Liyakatin önemine, emanetin ehlinin elinde olmasına dikkat etmeliyiz. Önderimiz, örneğimiz Peygamber Efendimiz (SAV), Mekke’nin fethinden sonra Kabe’nin anahtarını, o dönem henüz Müslüman olmamış olan Osman Bin Talha’ya verdi. "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi emreder." (Nisa, 58)
Güvenimizi de kaybettik, inançlarımızı da. Çocuklarımızın eline tutuşturduğumuz telefonlarda her türlü güzellik de var, aklın almayacağı kadar pislik de. Akşam ailece karşısına geçip çaylarımızı yudumlarken izlediğimiz, izlettirdiğimiz TV dizilerinde de durum aynı. Tabiricaizse kimin eli kimin cebinde belli değil. Yüz yıl önce Çanakkale’yi topla tüfekle geçemeyen düşman, bugün aile yapılarımızı sosyal medya ve TV dizileriyle darmadağın etmenin peşinde. Ne kadar farkındayız acaba?
Bu arada etnik kimlik ayrımı yapanları da Avrupa’dan medet umanları da esefle kınıyorum. Ülke olarak ateş çemberinin ortasındayız ama dimdik ayaktayız. Savunma sanayiindeki yükselişimize karşılık; ekonomimize ve sinir uçlarımıza vurulmak istenen darbelerin farkındayız. Kimse unutmasın ki biz büyük Türk milletiyiz; etnik kimliklerle de siyasi düşüncelerle de birbirimizden kopmayız. Biz imkansızda mümkünü görerek gemileri karadan yürüten Fatih’in mücadelesini de unutmayız, Çanakkale’de düşmana geçit vermeyen ceddimizi de. Biz tüm zalimlerin karşısında, tüm mazlumların yanında olan anlı şanlı Türk milletiyiz. Türk-İslam düşmanları, Gazze canavarları; bilmem siz bunun farkında mısınız? Ama biz her şeyin fazlasıyla farkındayız…
Mustafa Ertan
11.06.2026