MUSTAFA ERTAN

DİLİMİZE SIZAN ZEHİR: 'SÖZDE' ATASÖZLERİ İLE AHLAK SUİKASTI

MUSTAFA ERTAN

​Türk milleti tarih boyunca bileği bükülmez bir güçle meydanlarda destan yazmıştır. 
Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz cephe, ne topla ne tüfekle kurulmuştur. Bugün saldırı, bizzat ruhumuza, ahlakımıza ve bizi biz yapan değerlerimize karşı, "atasözü" maskesi altına gizlenmiş zehirli cümlelerle yürütülmektedir.

​Toplumun iliklerine kadar sızdırılmaya çalışılan bu yozlaşmış ifadeler, Türk’ün töresine, İslam’ın izzetine ve insanlık onuruna indirilmiş birer darbedir. Gelin, sinsi bir planın parçası olan bu "uyduruk" kılıfları tek tek yırtıp atalım:


1. Hırsızlığın Kılıfı: "Bal Tutan Parmağını Yalar"

​Hayır! Türk’ün töresinde kamu malı yetim hakkıdır. Bal tutan parmağını yalamaz; o balı hak sahibine ulaştırır, gerekirse aç kalır ama emanete hıyanet etmez. Bu söz, yolsuzluğu "doğal bir hak" gibi sunan bir ahlaksızlık beyannamesidir.

​2. Devlet Düşmanlığı: "Devletin Malı Deniz, Yemeyen Domuz"

​Bu cümle, bu topraklara ait olamaz! Devlet, milletin namusudur. Onu yağmalamayı teşvik eden zihniyet, ancak bu devleti yıkmak isteyenlerin ağzına yakışır. Bizim medeniyetimizde devlet malından haksız bir hırka alanın cenaze namazı bile tartışılırken, bu sözü baş tacı etmek vatana ihanettir.

​3. Vicdansızlığın Adı: "Yemeyenin Malını Yerler"

​Bu, dolandırıcılığın ve fırsatçılığın kutsanmasıdır. Saf ve dürüst insanı "keriz" gören bu anlayış, toplumsal güveni yok etmeyi amaçlayan bir virüstür. Biz "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir Peygamber’in ümmetiyiz.

​4. Zorbalığa Davetiye: "At Binenin, Kılıç Kuşananın"

​Liyakat ve beceriyi temsil eden bu sözü, gaspçılığa ve "gücü yeten yetene" mantığına alet etmek tam bir çarpıtmadır. Hak, gücün değil; adaletin mülküdür. Bu sözü zorbalığa yormak, hukuk devletini yok saymaktır.

​5. Suskunluk Suç Ortaklığıdır: "Kol Kırılır, Yen İçinde Kalır"

​Eğer ortada bir taciz, bir zulüm veya bir haksızlık varsa, o kolu kırıp saklamak değil; o zulmü yapanın elini kırmak adaletin gereğidir. Kötülüğü gizlemek, kötülüğe ortak olmaktır. Türk milleti, "haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" düsturuyla yetişmiştir.

​6. Hakikate İhanet: "Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar"

​Bu ifade, dürüstlüğü cezalandıran, yalancılığı ise "strateji" olarak sunan bir teslimiyetçiliktir. Varsın dokuz köyden kovsunlar; onuncu köy adaletin ve vicdanın köyüdür. Doğruyu söylemekten korkan bir nesil, istikbalini köleliğe mahkum eder.

​7. Bencilliğin Zirvesi: "Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın"

​İşte toplumun harcını bozan en büyük zehir! O yılan bugün komşunu sokarken susarsan, yarın seni soktuğunda ses çıkaracak kimse bulamazsın. Türk milleti, "bir" olma, "beraber" olma davasıyla imparatorluklar kurmuştur; "bana ne" diyerek değil!

8. Kurnazlık Değil, Karakter Aşınması: "Köprüden Geçene Kadar Ayıya Dayı De"

​İkiyüzlülüğe, takiyyeye ve sahtekarlığa bundan daha büyük bir kılıf bulunamazdı. Dik duruşu olmayan, menfaati için eğilip bükülen bir karakter, Türk gencine örnek gösterilemez. Bizim için ya olduğun gibi görünmek vardır ya da göründüğün gibi olmak!

Velhasıl ;
Bu sözler bizim atalarımızın mirası değil, ahlakımızı içeriden çürütmek isteyenlerin operasyonel araçlarıdır. Gençliğimizi bu manevi erozyondan kurtarmak, dilimizi bu pisliklerden arındırmakla başlar. Bizim asıl atasözümüz bellidir:

"Doğruluk hayrın, yalan şerrin anahtarıdır."

Meydanları vermediğimiz gibi, zihinlerimizi ve dilimizi de bu kirli propagandalara teslim etmeyeceğiz!
         
Mustafa Ertan
26.02.2026

Yazarın Diğer Yazıları