MUSTAFA ERTAN

ÇANAKKALE: BİR COĞRAFYANIN DEĞİL, BİR RUHUN DİRİLİŞİ

MUSTAFA ERTAN

​Tarih, bazı anlarda sadece bir milletin değil; bir inancın, bir medeniyetin ve evrensel bir vicdanın ayağa kalktığına şahitlik eder. 18 Mart Çanakkale Zaferi, işte bu büyük dirilişin, bu sarsılmaz şuurun adıdır. Çanakkale’yi sadece askeri bir strateji veya sıradan bir savunma hattı olarak okumak, o muazzam hakikati eksik bırakmaktır.

​Ortak Kıble, Ortak Saf
​Orası;

Gazze’den gelenin Kırım’dan koşanla, Afganistan’dan yola düşenin Şam’dan, Bağdat’tan, Tebriz’den kopup gelenle aynı safta buluştuğu bir iman meydanıdır.
Irkların, dillerin ve dar coğrafyaların sustuğu;
sadece “ümmet” olmanın konuştuğu kutsal bir eşiktir. İşte bu yüzden Çanakkale, ümmet bilincinin ete kemiğe büründüğü en yüksek zirvelerden biridir.
​O gün orada göğüs göğse çarpışanlar sadece bir toprak parçasını savunmadılar; onlar bir ruhu, bir kardeşliği ve sömürgeleşmeye direnen bir inancı müdafaa ettiler. Şehit düşenlerin her biri, bu büyük davanın hem sessiz hem de en gür sesli şahitleri oldular. Bugün bizlere düşen; bu mirası sadece törenlerle anmak değil, o yüksek ruhu iliklerimize kadar anlamaktır.

​Parçalanmışlık ve Vicdan İmtihanı

​Ne yazık ki bugün İslam coğrafyasına baktığımızda, Çanakkale’deki o yekpare duruşu görmekte zorlanıyoruz. Parçalanmışlık, iç çekişmeler ve birbirine yabancılaşma; ümmet bilincinin önüne devasa setler çekmiş durumda. Oysa Çanakkale’nin siperlerinden bugüne yankılanan hakikat şudur: “Aynı kıbleye dönenler, aynı hedefte birleşebilir.”
​Dünyanın dört bir yanında yaşanan zulümler, adaletsizlikler ve insanı değersizleştiren sistemlerin yeryüzünü çevirdiği bu yangın yerini ne silah ne de sadece hamaset söndürebilir. Bu yangını ancak yeniden inşa edilecek bir “biz” bilinci söndürecektir.

​"Ben" Değil "Biz" Diyebilmek

​Çanakkale ruhu, tam da bu kaosun ortasında yeniden hatırlanmalıdır.
Çünkü o ruh; fedakârlığı, adaleti ve sarsılmaz bir kardeşliği merkeze alan bir diriliş çağrısıdır. Ümmet olmanın sadece bir söylem değil, omuzlara yüklenmiş ağır bir sorumluluk olduğunu hatırlatır.
​Bugün görevimiz bellidir: 
Ayrılıkları değil ortak değerleri büyütmek, farklılıkları değil kardeşliği öne çıkarmak...
Çanakkale’de yazılan o büyük destanı, tozlu tarih sayfalarından çıkarıp geleceğin inşasına taşımalıyız.
​Bu vesileyle, başta Çanakkale şehitleri olmak üzere, tüm gönül coğrafyamızın şehitlerini rahmet ve minnetle yad ediyorum.
Rabbim bizlere o ruhu yeniden kuşanmayı; zulmün karşısında adaletin ve merhametin safında dimdik durabilmeyi nasip eylesin.

​Mustafa Ertan
18.03.2026

Yazarın Diğer Yazıları