MUSTAFA ERTAN

8 MART ÇİÇEKLİ TEBRİKLERİN ALTINDAKİ KANLI GERÇEK

MUSTAFA ERTAN


Bugün takvimler 8 Mart’ı gösteriyor. Sokaklar çiçekçilerle dolu, mağaza camlarında "kadınlara özel" indirimler yarışıyor, sosyal medya klişe kutlama mesajlarından geçilmiyor.

Ancak bu pembe boyalı vitrinin arkasına, o süslü ambalajın derinlerine bakmaya cesaretiniz var mı?
​Çünkü orada, modern dünyanın "kadın hakları" diye pazarladığı o tarihin kökeninde; dumanı tüten bir fabrika, kilitli kapılar ardında çığlık atan 120 kadın işçinin yanık kokusu var.

​Küresel Sistemin İkiyüzlü Tiyatrosu
​8 Mart 1857’de New York’ta tekstil işçisi kadınları diri diri yakan o vahşi kapitalist zihniyetle; bugün Gazze’de on binlerce çocuğu ve anneyi modern mühimmatlarla hunharca katleden, İran’da savaşın ilk gününde 165 küçük kız çocuğunun canına kıyan o karanlık el aynıdır.

​İsimler değişiyor, coğrafyalar değişiyor ama o "Siyonist-Evanjelist" ve "Faşist" kodlarla beslenen küresel sistemin vahşeti hiç değişmiyor. Bir yanda kadın özgürlüğünden bahsederken, diğer yanda Epstein dosyalarında patlak veren o "Baalcı-Şeytani" sapkınlıklarla çocukların geleceğini karartan bir düzenle karşı karşıyayız.
​Bu sistem, dün New York’taki fabrikanın kapısına kilit vuran elin, bugün Filistinli annenin tepesine bomba yağdıran parmakla aynı olduğu bir "iki yüzlülük" tiyatrosudur.

​Kutlama Değil, Bir Matem ve Uyanış Günü
​Bizlere unutturulmak istenen gerçek şudur: 8 Mart bir "bayram" değildir. 8 Mart, sömürgeci sistemin kendi kurbanlarının kanı üzerine inşa ettiği bir "yas" ve "hatırlama" günüdür.

Bugün bir kutlama havasında geçirilmek yerine; küresel sistemin dişlileri arasında ezilen, bombaların altında can veren, sömürülen her bir can için bir matem günü olarak anılmalıdır.

​Vitrinlerdeki sahte ışıltılar, Gazze’deki bir annenin feryadını örtemez. İndirim kuponları, tarihin o kara gününde fabrikada can veren kadınların ahını susturamaz.

​Samimiyet ve Gerçek Adalet
​Bugünün tarihsel derinliğini bilmeden, sadece kadına duyduğu saf sevgi ve iyi niyetle kutlama yapan kadınların gönül birliğine elbet sözümüz yok. Onların temiz niyetleri, bu kirli sistemin çok üzerindedir.

Ancak bilincimizi kuşanmak zorundayız.

​Kadın hakları; sadece bir güne hapsedilen sloganlarla değil, çocukların katledilmediği, annelerin evlat acısıyla sınanmadığı, insan onurunun sermayeye kurban edilmediği bir dünya düzeniyle mümkündür.

​Bugün bizim için kutlama değil, o büyük zulme karşı ses çıkarma; katledilen masum kız çocukları ve anneler için bir duruş sergileme günüdür. Unutmayacağız, unutturmayacağız...

Çünkü değişen hiçbir şey yok; zulüm aynı zulüm, katil aynı katil.

​ANALİZ
​Pembe bir maske takmış, sırıtırken o sistem, Fabrikada yangındı, bugün Gazze’de matem. Aynı eldir tetikte, aynı kirli akıl bu; Dün New York’ta kurbandı, bugün çocukta elem!
İndirim çığlığında boğulurken hakikat, Siyonist çarklar döner, her nefeste bin katliat. Sekiz Mart bir bayram mı? Hayır, bu bir uyanış; Zulme alkış tutanla bitmeyecek bu mücadele!

​Mustafa Ertan
08.03.2026

Yazarın Diğer Yazıları