KALBİ SELİM VE SUİZAN
BAHATTİN ÖNER
Kalp, sadece vücutta kan dolaşımını ve hayatın devamını sağlayan küçük bir et parçası değildir. Kalp; iman ve küfrün, sevgi ve nefretin, iyilik ve kötülüğün, kısacası bütün duyguların kaynağıdır. Hayrın ve faydalı düşüncelerin kaynağı olan bir kalpten ancak güzellikler yansır. Çirkinliklerle kirletilmiş, olumsuzlukların esiri hâline getirilmiş bir kalpten yansıyacak olan da kötülüklerdir.
Efendimiz bu gerçeği şöyle ifade eder: “Dikkat edin, vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün vücut iyi olur, o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o kalptir.”
İnsan, kalbini güzelliklere açan ve kötülüklere sımsıkı kapatan kişidir. Güzel insan, kalb-i selim sahibidir. Selim kalp, Allah’a gönülden teslim olmuş kalptir. Bu kalpte dünyevi hiçbir kaygı ve tasa yoktur; yalnızca Allah’a dayanıp güvenme vardır. Sorumsuzluk ve bencillik yoktur; paylaşma ve diğerkâmlık vardır. Şiddet ve husumet değil, şefkat ve merhamet vardır.
Suizan ise insanın kalbini kirleten en önemli hastalıklardan biridir. Sevgili Peygamberimiz, “Zandan sakının, çünkü zan yalanın ta kendisidir” buyurmuştur. Çünkü zan, hakkında kesin bilgi sahibi olunmayan bir tahminden ibarettir. Gerçek olma ihtimali olsa bile şüphe ve tereddütten öteye geçemez. Kişiyi ön yargılı olmaya sevk eder.
Suizan, bir insanı temelsiz bir iddiaya dayanarak itham etmek, doğruluğunu araştırmadan onun hakkında olumsuz hüküm vermektir. Böyle bir tutum kişiyi iftiraya, hatta yalancı şahitliğe kadar sürükleyebilir. Dahası suizan, bireylerin birbirine olan güvenini sarsarak ikili ilişkileri zedeler, toplumsal düzeni bozar.
Oysa insan-ı kâmil, çevresindekilerine her açıdan güven veren ve hüsnüzannı ilke edinen insandır. İnsanlara suizandan sakınmayı emreden Yüce Allah şöyle buyurur: “Bilmediğin şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz ve kalp; bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.” (İsrâ, 17/36)
Allah bizleri suizandan sakınan, hüsnüzan ile muamele eden kullarından eylesin.
Selam ve dua ile…