BAHATTİN ÖNER

Gençlik: Gücün…

BAHATTİN ÖNER

Gençlik: Gücün, Arayışın ve Geleceği İnşa Etmenin Adı
İnsan hayatının en hareketli, en heyecanlı ve en belirleyici dönemlerinden biri hiç şüphesiz gençliktir. Gençlik; enerjinin, gücün, hayallerin ve arayışların doruk noktasına ulaştığı bir zaman dilimidir. Çocukluk döneminin geride kaldığı, bireyin artık kendisini keşfetmeye başladığı bu süreç, aynı zamanda hayatın en kritik dönemeçlerinden biridir. Çünkü gençlik yalnızca büyümek değil; düşünmek, sorgulamak, mücadele etmek ve kendi kimliğini inşa etmektir.

Ergenlik ile başlayan bu dönem, insanın hem bedenen hem de zihnen büyük değişimler yaşadığı bir süreçtir. Gencin büyüyen bedeni kadar gelişen zihni de artık hayata dair söz söylemek ister. O nedenle genç, çoğu zaman kendisini ifade etmeye çalışır; bazen itiraz eder, bazen sessizleşir, bazen de çevresine karşı sert bir tavır takınır. Aslında tüm bunların temelinde tek bir cümle yatar: “Ben artık varım ve farklıyım.”

Gençlerin zaman zaman “hayır” demesi, her konuya itiraz etmesi ya da sınırlarını zorlaması çoğu zaman yanlış anlaşılır. Oysa bu durum, onların kişiliklerini oluşturma çabasının doğal bir sonucudur. Genç, kabul görmek ister. Düşüncelerine değer verilmesini, varlığının fark edilmesini ve kendisine güven duyulmasını bekler. Bir gence verilecek en büyük destek; onu dinlemek, anlamaya çalışmak ve ona güvenmektir. Çünkü güven, gençliğin can suyudur.

Bugün toplumların geleceği gençlerin omuzlarında yükselmektedir. Güçlü bir toplum inşa etmek isteyen milletler, önce gençliğini güçlü yetiştirmek zorundadır. Tarih boyunca büyük medeniyetlerin temelinde de ideal sahibi gençler yer almıştır. Bu noktada İslam tarihine baktığımızda gençlere verilen değerin ne kadar büyük olduğunu açıkça görmek mümkündür.

Peygamber Efendimizin İslam’ı gizli olarak tebliğ ettiği Mekke döneminde, Allah’ın ayetlerinin insanlara duyurulması için henüz on yedi yaşındaki Erkam bin Ebi’l Erkam’ın evini seçmesi son derece anlamlıdır. Bu olay, gençlere duyulan güvenin en önemli göstergelerinden biridir. İslam’ın ilk filizlendiği yerlerden biri bir gencin evidir. Allah Resulü Muhammed, gençleri yalnızca geleceğin emaneti olarak görmemiş, aynı zamanda onlara sorumluluk vererek toplumun merkezine yerleştirmiştir. Çünkü gençlik, doğru yönlendirildiğinde büyük bir hazinedir.

Bugünün gençleri de aynı şekilde büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin ortaya çıkabilmesi için disiplinli çalışmak, sabırlı olmak ve sürekli kendini geliştirmek gerekir. Hayatta başarıya ulaşmak isteyen bir genç, aceleci davranmamalıdır. Çünkü gerçek başarı, sindirilerek öğrenilen bilgiyle elde edilir. Bir işe başlarken telaşa kapılmadan, sakin ama kararlı bir şekilde ilerlemek gerekir. Hızlı olmak başka, acele etmek başkadır. Acele çoğu zaman hatayı getirir.

Özellikle eğitim hayatında gençlerin yaptığı en büyük yanlışlardan biri, küçük ayrıntıları önemsiz görmeleridir. Oysa hayatta bazen küçük ihmaller büyük kayıplara yol açabilir. Bir derste anlaşılmayan küçük bir konu, ileride büyük eksikliklere dönüşebilir. Bu yüzden öğrenme sürecinde hiçbir bilgi küçümsenmemelidir.

Kendini geliştirmek isteyen her gencin mutlaka okuma alışkanlığı kazanması gerekir. Her gün düzenli olarak birkaç sayfa kitap okumak bile insanın düşünce dünyasını değiştirir. Yüksek sesle yapılan okumalar, konuşma yeteneğini geliştirir; kelime hazinesini zenginleştirir ve insanın kendisini ifade etmesini kolaylaştırır. Edebi ve felsefi metinlerden ezberlenen güzel cümleler ise hafızayı güçlendirirken düşünce derinliği de kazandırır.

Bir diğer önemli mesele ise muhasebe yapabilmektir. İnsan, gün sonunda kendisini sorgulayabilmelidir. “Bugün ne yaptım? Neyi doğru yaptım, nerede hata yaptım? Yarın daha iyi olmak için ne yapmalıyım?” sorularını kendisine sorabilen genç, hayatını daha sağlam bir temel üzerine kurar. Çünkü yarını iyileştirmenin yolu, bugünün yanlışlarını görebilmekten geçer.

Gençlik geçici bir dönemdir ama bu dönemde kazanılan alışkanlıklar insanın bütün hayatını şekillendirir. Bu nedenle gençlik yılları boş geçirilmemeli; ilimle, ahlakla, çalışmayla ve üretmekle değerlendirilmelidir. Bugün kendisini geliştiren, sorumluluk alan ve hedefleri uğruna emek veren gençler; yarının güçlü toplumunu inşa edecek olanlardır.

Unutulmamalıdır ki gençlik yalnızca bir yaş dönemi değil, aynı zamanda bir ideal ve mücadele ruhudur. İnanan, çalışan, düşünen ve üreten gençlik; hem kendisini hem de toplumu ayağa kaldıracak en büyük güçtür.

Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları