Tarihin Sessiz Tanığı: Kıbrıs'ta Fransız Dokunuşu
Tarihin Sessiz Tanığı: Kıbrıs'ta Fransız Dokunuşu
Haberin Özeti
- • Gotik mimari ve şövalyelik kültürü, Kıbrıs’ın tarihine damga vuran unsurlar arasında yer alıyor.
- • Selimiye Camii gibi yapılar, adadaki Fransız etkisinin en somut örneklerini sunuyor.
Akdeniz’in kalbinde yer alan Kıbrıs, tarih boyunca Osmanlı, İngiliz ve Bizans etkileriyle anılsa da, daha az bilinen bir kültürel katman yeniden gündeme geliyor: Fransız etkisi.
İnşaat Yüksek Mühendisi ve TV programcısı Doç. Dr. Devrim Alkaya, hazırladığı program kapsamında Kıbrıs’ın bu saklı yönünü ele alarak, Orta Çağ’da adaya yerleşen Lusignan Hanedanı’nın bıraktığı izlere dikkat çekti. Alkaya’ya göre, Kıbrıs bir dönem adeta Doğu Akdeniz’de kurulmuş bir Fransız krallığı kimliği taşıdı.
Lusignanların adaya geliş sürecinin klasik bir fetih hikâyesinden farklı olduğunu belirten Alkaya, hanedanın siyasi sürgün sonrası adayı satın alarak burada yeni bir düzen kurduğunu ifade etti. Bu süreçle birlikte yalnızca yönetim değil, saray dili, sosyal yaşam ve kültürel yapı da önemli ölçüde değişti.
Fransız etkisinin en belirgin şekilde mimaride gözlemlendiğini söyleyen Alkaya, özellikle Gotik tarzda inşa edilen dini yapılara dikkat çekti. Lefkoşa’daki Selimiye Camii’nin (eski St. Sophia Katedrali) bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
Bu dönemde şövalyelik kültürünün ve feodal sistemin adaya taşındığını ifade eden Alkaya, Kıbrıs’ın yalnızca bir ada olmaktan çıkarak Doğu ile Batı arasında stratejik bir köprü haline geldiğini dile getirdi. Ticaret, diplomasi ve kültürel etkileşim bu süreçte yoğunlaştı.
Ancak Kıbrıs’ın tarihi bu dönemle sınırlı kalmadı. Lusignanların ardından gelen Venedik ve Osmanlı dönemleri, adanın kimliğini yeniden şekillendirdi. Buna rağmen Fransız etkisinin tamamen kaybolmadığını belirten Alkaya, bu izlerin günümüzde hâlâ mimari detaylarda ve tarihsel anlatılarda hissedilebildiğini söyledi.
Alkaya, hazırladığı televizyon programında Kıbrıs’ın bu çok katmanlı tarihini izleyicilerle buluştururken, izleyicileri YouTube kanalı üzerinden yayınlanan bölümleri izlemeye davet etti. Programda, adanın yalnızca görünen yüzü değil, hissedilen tarihsel dokusu da ele alınıyor.
Kıbrıs’ı anlamanın, sadece bugünü değil geçmişin bıraktığı izleri de okumaktan geçtiğini belirten Alkaya, “Bu adada yürürken yalnızca taşlara değil, o taşların taşıdığı hafızaya da bakmak gerekir” dedi.
Bakmadan Geçme