Sert esti rüzgarlar, yaktı kavurdu
Gülünü mihrican, vurdu garib’in
Bir fırtına, kasırga, tufan oldu
Dalını yaprağın, kırdı garib’in
Lal olmuşa benzer, söylemez dili
Günbegün yokuşa, sürüyor yolu
Dermanı kalmamış, tutmuyor eli
Günden güne benzi, soldu garib’in
Dertlidir kan damlar, gözün yaşından
Umudu yok baharından, kışından
Azrail iz sürer, koşar peşinden
Felek defterini dürdü garibin
Bazen efkarlanmış, içini çeker
Bazen hüzünlenir, gözyaşı döker
Bazen de kaderine, boyun büker
Hergün biraz artar, derdi garib’in
Bazen ah çeker, vurur döşüne
Kimse acımıyor, gözün yaşına
Çalar kavalını, toplanır başına
Kurt’la kuş derdini, sordu garib’in
Yusuf kahırlanır, nefsine çatar
Dalar çocukluğu, burnunda tüter
Gece ayazında dışarıda yatar
Sokaklar vatanı, yurdu garib’in