Dün sayılabilecek kadar yakın tarihte, Cezayir’de katlettikleri masum insanların kanları ellerinden daha silinmeyen Fransızların, bazı ülkelere hele hele Türklere akıl vermeye kalkması cahilliğin ta kendisi değil de nedir. 1915 te katliama uğradığını iddia eden bir gurup ermeni gibi görünen ve kraldan çok kralcı geçinen var. Dayanakları ise; birileri tarafından kasıtlı, yanlı ve yanlış yazılan tarihe körü körüne bağlanmalarıdır. O zamanlar köşe yazarının kişisel anlatımı veya makalesinde, ısmarlama yazıları ve şahsını bağlayan ifadesini alıp yaşanmış olaylar gibi fikrini ifade etmiş. Bazı dangalaklar bu yazılara tarihi belge diye sıkı sıkı sarılıyorlar.
Bilim adamlarımız arşivlerden çıkararak yaşanmış hadiseleri defalarca aktarmalarına rağmen itibar etmiyorlar. Gelin sizin belge ve bilgilerle bizim yazılı ve kayıt altına alınmış belgeleri, arşivleri görün deniliyor, davet ediliyor ama ona da yanaşmıyorlar. Tabi esas mesele olayı aydınlığa kavuşturmak olmadığı için her defasında yan çiziyorlar. Aslında amaçlarının üzüm yemek olmadığı hatta bağcıyı dövmekle değil ortadan kaldırmakla tatmin olacakları ağızlarından dökülen salyalardan anlamak hiçte zor değil. Tabii hesap ve hevesleri geçmişte olduğu gibi bundan sonrada kursaklarında kalacaktır.
Fransa meclisinde gerçekleşen ve bir yerlere yaranmak amaçlı neredeyse meclisin onda biri kadar milletvekili ile alınan karara burun bükmemeliyiz. Bu ayak oyunlarını yutmamalıyız. Mecliste oy kullanmaya gelmeyenlerin bu düşünceye karşı olduğunu düşünmek çok safça olur. Eğer geriye kalan çoğunluk milletvekilleri bu kanuna muhalefet iseler; tepkilerini meclislerinde karşı oy kullanarak tepkilerini göstermeliler. Eğer cesaret edip tepkilerini böyle göstermiyorlarsa, o zamanda çıkıp kamera karşısında bu hava verilmemeli. Efendim Sarkozy seçim yatırımı için bir yerlere göz kırpıyor demek te yanlış. Bunu herkes biliyor. Ama asıl olan her yıl bu olaylar ısıtılıp ısıtılıp gündeme gelmesi manidardır. Bu salgın bir hastalık gibi her ülkede bize karşı kullanılacaktır. Olsa ne olur denilmemeli. Bugün için sadece manevi olarak bizi rahatsız etse de maddi olarak sıkıntı yok demek çok aptalca olur.
Geçmiş yıllarda Kıbrıs Rum kesiminde birisi mahkemeye verdi, mahkeme Türk kesimini sırf bir kişinin mahkemesi olması ve başkalarının açmaması şartıyla karar verdi. Birkaç yıl sonra biri başka bir mahkemeye davanın bir kişiye indirilmesinin iptali için dava açarsa kararın bütün Rumlara açılmayacağını kim söyleyebilir. Rum’un kazandığı! Veya lehine verilmiş karar, şimdilik üstü kapatılmış ve daha sonra kangrene dönüşecek küçük bir yara gibi. Zamanı ve ortamı olunca bu yaraların hepsinin üstü açılacak ve asıl amelleri o zaman ortaya çıkacak.
Altı yüz sene kıtalara hükmetmiş Osmanlı torunu olarak bizler ceddimize ait olduğu tapu ve defter kayıtlarıyla sabit olan topraklara talip olalım kimler veya hangi mahkemeler bizim haklı olduğumuzu kabullenip malları biz torunlara kim verecek. Peki, bizde ermeniyiz diyen sözde bu vatanı sevdiğini söyleyen dangalaklara ne denilir. Kendi üç kuruşluk çıkarı için ülkesini satanlara ne denilir.
Fransız meclisinde alınan bu karar da tazminat ve toprak isteme amacına yönelik bir yatırımdır. Birileri için bu çok önemlidir. Ama o birilerinden çok daha bizim için önemlidir. Onun için bu olaya, her vatandaş; Fransız mallarını almayarak boykot etmeli, bedeni ile dik duruşunu göstermelidir. Fransız meclisine, ulusumuza karşı haksız ve hakaret sayılacak çıkmış bu yasanın iptal edilmesi için mektup, Faks veya e-mail olarak gönderilmeli ki nefes dahi almasınlar. Yurdumuzda içinde alınan bu karara karşı olan tepkileri dile getiren yürüyüş ve eylemler yapılmalı. Yurdun her tarafında bu tepkiler gösterilmeli. Yoksa bu kararlar bir hastalık gibi, bir virüs gibi her tarafa yayılır. Onlarca yıldır bu kokuşmuşlukla oluşan mikrop bataklıkları kurutulmalı. Geçmişlerde üç beş çapulcu diye küçümsenen PKK dünya arenasında bir terör örgütü oldu. Bunları besleyenlerin şimdiden sonra onlarında başlarına bela olacakları kesin. Yarından tezi yok tüm Fransız mallarını boykot edelim. Hoşça kalın.