Seçimler sona ereli aylar oldu. “Sonuçlar milletimiz için hayırlı uğurlu olsun” Diyorum ama seçim gününe kadar yorumlar, forumlar hakaretler eşliğinde birbirini kovalıyor. Tahammülsüzlük, tamamen herhangi bir düşün yapıda kilitlenmekten ileri geliyor. Takım tutar gibi parti tutuluyor. İdeoloji ekseninde turlar atılıyor. Ezbere yaşanıyor.
Bir şeyler değişiyor. Değişime kilitli olanlar; zihinler dinlememeye, algılamamaya odaklı, direniyor. Okumak, evreni okumak, insanı okumak, yaşamı okumak, kavramak, Görmek, hiçi görmek, parçayı görmek, bütünü görmek… 2008''e kadar- ideolojik bakış açımı da eklersek bu gün ki hükümetin politikalarına karşıydım. 2008''den itibaren milletim lehine değişen politikalarını memnuniyetle izlemekteyim.
İnternetteforumlarda gezinirken bir arkadaşın yazdıklarına cevapniteliği taşıyan yorumumu ekledim-sonrasında ekleyemediğimi gördüm-o yorumumu sizlerle de paylaşmak istiyorum: “Bağımsızlık çok başka... İçe kapalılık ekseninde politika üretememek ise bambaşka! Sığlaşmak, ırklaşmak… Sloganlaştırılmış bir Türklük anlayışı değildi Gazi’nin istediği. “Yurtta sulh cihanda sulh” derken hümaniter bir yaklaşımla, üretken politikalar eşliğinde küresel konjonktür’de aktif bir ülke olmayı salıklı yordu. Sizler hala sıcak savaşı canlı tutmaya çalışıyorsunuz. Ve ‘…asla Mustafa Kemal’ler artık gelmez…’ söylemiyle de gelecek olan liderlerin önünü tıkıyorsunuz. Bilmeden ama bu birilerinin ekmeğine yağ sürmektir.”
Gazi Mustafa Kemal'den sonra cumhuriyet rejiminin alt yapısını pekiştirmek yerine şu bildik slogan eşliğinde başka bir alt derin devletin temelini oluşturdular. Çatısına da Kemalizm adını takarak milleti atasından uzaklaştırdılar. İçsel sömürüyü bu sayede kotardılar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923-1938 (15 yıllık ) döneminde Vilayetler, İlçeler, nahiyeler, bucaklar, kurulmuş; İllere valiler ilçelere kaymakamlar nahiye ve bucaklara müdürler atanmış ve resmi daireler oluşturulmuş Bunlarda daire amirleri atanırken benin adamım, senin adamın, yandaştır yandaş değildir denilmemiştir. Merit sistemine göre (işin ehilleri) atanmıştır. Peki, soruyorum şimdi öylemi; başarılımı başarısızımı olduğuna bakılmaksızın atmalar yapılıyor makam mevkiler dağıtılıyor bu gibi adamcılık işlerini bırakın artık adam gibi adamları iş başına getirin ülke huzur bulsun,
Bir daha soruyorum, Bizler böyle işlerle uğraşırken bu ülkede taş üstüne taş konmadı. Devrim arabaları, uçakları, fabrikaları, yetişmiş beyin gücü teker teker devreden çıkarıldı. Hazıra dayalı bir teknoloji beslendi. Üniversiteler, üretenler yerine tüketenleri mezun etti. Beceriksiz Türkler algısı yerleştirildi. 75 yıldır bizim elimizde sadece kuru laf sloganımız kaldı. Sloganlaşan her sözcük sığlaşma tehlikesini de beraberinde taşır. Tek yanlı düşünmeye, tek yanlı bakmaya, tek yanlı yaklaşmaya odakladılar. Hani “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller... “nerede?