Önceki gündü.. Hasbelkader bir toplantıda tanıştık..
Adam İngilizce konuşuyor ama aksanından Arap olduğu belli...
Kartvizitini verdi.. İsmi ‘Mickael Aslanian’... Heyecanla anlatıyordu, ama ben yarım yamalak dinliyordum onu..
Zira kafam adamın nereli olduğuna takılmıştı.. Tahmin etmeye çalışıyordum...
‘Mickael Aslanian.., herif belli ki Hıristiyan Arap... Acaba nereli?.. Yok, yok.., Mısırlı’ya benzemiyor.. Lübnanlı mı yoksa Suriyeli mi ?..’ gibi şeyler geçiyordu kafamdan..
Ben bu adam ne ayak?!.., ‘ Adı Mickael ama İnşallahlı, Maşallahlı..’ konuşuyor.., nerelidir, kimin nesidir?..’ diye düşünürken birden soruyu o patlattı !..
‘ Çok özür dilerim, size bir şey sormak istiyorum bir mahsuru yoksa, siz nerelisiniz ?!..’
( Herif karşısında benim gibi kel, uzun sakallı, kırmızı suratlı birisini görünce birşeye benzetemedi tabi !!..)
‘Hah’ dedim ‘işte fırsat sana, ben de onun nereli olduğunu öğreneceğim..’
‘Türkiyeliyim..’ dedim... ( Şimdi bazı arkadaşlar şavalaklık yapıp da ‘Vay, hain herif !.. Türküm diyemiyor..’ derler.. ‘I am from Turkey’nin tercümesi bu ulan.)
Adamın suratında bir şaşkınlık ifadesi vardı... Lakin hemen toparlandı ve daha ben sormadan, gülümseyerek şöyle dedi;
‘ Ben Lübnanlı’yım... Ama isterseniz soyadıma bir daha bakın.. Size, benimle ilgili önemli bir bilgi verecektir..’
Baktım... Yüksek sesle ‘Aslanian ?!..’ ( Eslâniyın ) dedim... ( İngilizce okuyoruz ya..)
Adam Türkçe olarak ‘ Yoh.., Yoh.., Aslanyan !..’ dedi..
Jeton düşmüştü.. Adam Lübnanlı Ermeni..
Dedesinden öğrenmiş.. Üç beş kelime Türkçe biliyordu ki, bunların çoğu argoydu.. ( Hem de ne argo ?!.. Anlaşılan bu Aslanyan ile iyi anlaşacaktık!..)
Tesâdüfün iğne deliği işte !.. Türkiye’de gündem, soykırım tasarısı, Sarkozy, Fransa..
Dünyanın bir ucunda bulmuşum bir Ermeni... Durur muyum hiç.. Lafı hemen Fransa’ya ve Sarkozy’e getirdim..
‘Ne diyorsun bu tasarı işine?’ diye sordum...
Dakika bir gol bir!!...
Yakından takip ediyorum... Fransa Ermenilere kötülük yapıyor..’ dedi ve devam etti;
‘Herşeyden önce demokrasinin beşiği denen Avrupa coğrafyasında bu kadar anti demokratik bir yasanın tartışılması demokrasinin tartışılmasına yol açar...
Haydaa.., işadamı diye tanıştırdılar ama adam filozof çıktı!...
Aslanyan anlatmaya devam etti;
‘İkide bir dünyaya demokrasi dersi verenlerin ifade özgürlüğünden söz edenlerin öncelikle kendi demokrasilerini sorgulamaları gerekir...
Fransa gettolarında özellikle Kuzey Afrika kökenli Fransız vatandaşlarının bazı sokak eylemlerine katılmasından sonra neler yaşandığını hatırlar mısınız?..
Fransa hemen kanun tasarısı hazırlayıp bu göçmenleri vatandaşlıktan atmak istedi... İşine geldiğinde her türlü despotluğu uygulamaya hazır bir Fransa’dan söz ediyorum.. Diğer ülkelerde de ( Avrupa’nın diğer ülkeleri) durum farklı değil..İşte dünyaya demokrasi dersi verenlerin demokrasiden anladıkları bu...’
Bütün bunları söyledikten sonra ‘Fransa, Ermenilere kötülük yapıyor’ sözüne açıklık getirdi Aslanyan...
Fransa bu kanun tasarısıyla Türkiye ile Ermenistan’ın arasını bozuyor.. Ermenistan’ın dünyaya açılmaya ihtiyacı var.. Türkiye ile ilişkileri düzeltilmiş olsa, büyük bir fırsat yakalamış olacak Ermenistan..
Ama üçüncü bir ülkenin gereksiz bir hareketi Türk-Ermeni ilişkilerini germekten başka bir işe yaramıyor... Soykırım meselesini iki ülke kendi arasında tartışmalı, çözümü beraberce aramalılar...
Lübnanlı Ermeni müthiş şeyler söylüyor... Çok samimi bir adam..
Ve sonunda dönüp bana soruyor; ‘ben soykırımın olduğuna inanıyorum... Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?..’
Ben hemen sağıma soluma bakıyorum, önümü arkamı kontrol ediyorum ve Aslanyan’a hafifçe yaklaşıp kısık bir sesle;
‘Fransa’da değiliz değil mi?.., konuşabilirim yani?!..’ diyorum..
Aslanyan kahkahayı patlatıyor.. ‘Hayır bayım, Fransa’da değiliz,’ rahat olun diyor... ( ‘Bayım’ da ‘No Sir..’ ün tercümesidir ha !..)
Derhal klasik Türk savunma refleksi gösteriyorum !...
‘Ben tarihçi değilim..’ diyorum.. ‘O zamanki olağanüstü koşullarda durumu değerlendirmek gerekir.. Taşnaklar.., savaş dönemi, Ermenistan’ın kurulması meselesi..vs, sayıyorum...
Çok dikkatliyim.. Onun söylediği şekilde ‘genocide’ ( soykırım ) olmuştur demiyorum... Ama ‘Forced Migration’ ( tehcir ) sebebiyle yüzbinlerce Ermeni hayatını kaybetmiştir.. Bunun sebep ve sonuçlarını araştırmak, belgeleri ortaya çıkartmak tarihçilerin işi, siyasi malzeme olarak kullanmak da ahlaksızların.’ deyip noktayı koyuyorum..
( Tabi ki içimden geçeni söyleyemiyorum.. Halbuki yeri gelmiş, Türk, Ermeni demeden sürmüşüz.. Yeri gelmiş Dersimlileri kıymışız... Hukuk dışı İstiklal Mahkemeleri’nde 2800’den fazla insanı ihanetle suçlayıp idamla yargılamışız... Herşey bir yana, düşmanla savaşmadan, tek bir kurşun bile atamadan 90 bin askerimiz şehit olmuş Sarıkamış’ta... Kendi askerimizi dondurmuşuz!..)
Herneyse, Aslanyan’la çok iyi anlaşıyoruz..
Diğer yandan bir gözüm de cep telefonumda...
Dedim ya, tesadüfün iğne deliği!... Mühtedi bir Ermeni olan sevgili dostum Ümit Boyacıoğlu’nun Facebook’ta ‘online’ olduğunu görüyorum.. Ümit benim Sonsayfa haber sitesinden arkadaşım.. Uzun süre beraber yazdık Sonsayfa’da.. Çok iyi bir yazar ve gerçek bir dosttur..
Aslanyan’a gösteriyorum; ‘ bak..’ diyorum, ‘bu benim Ermeni arkadaşım..’
Cep telefonumdan tanıştılar. Ermenice mesajlaştılar...
Çok keyifli bir muhabbetti.. Aslanyan da çok eğlenmişti... Konuştukça birbirimizi daha iyi anlamaya başladık...
Bütün bunlar 2 gün önce gerçekten yaşadıklarım..
Mamafih bugün Fransa’da soykırım yasası oylanacak... Bu satırları okuduğunuz da belki de yasa parlamentodan geçmiş olacak...
Olacak iş değil yahu...
Ulan Sarkozy..., üç beş oy uğruna Avrupa demokrasisi için utanç verici olan o yasayı neden getirirsin parlamentoya?... Bir rahat bıraksanız kendi aramızda anlaşacağız belki...
Hayır yani, Türkler ile Ermeniler arasındaki bir mesele bu...
Tarihçilerin, bilimin incelemesi gereken bir konu bu..
Lakin sana giren çıkan ne?!.., anlamıyorum işte onu!..
hikmetgenc@stargazete.com