DOÇ. DR. AYDIN USTA

DOÇ. DR. AYDIN USTA

Etik, Ahlak ve Değerler

Toplumu düzenleyen çeşitli toplumsal sosyal düzen kuralları bulunmaktadır. Bunlar hukuk, din ve ahlak kuralları olarak sıralanabilir. Bu toplumsal kurallar günümüzde toplumsal düzen açısından yeterince etkili midir? Karşılaştırmalı olarak bu toplumsal düzen kurallarının etki düzeylerinin tartışılması gerekmektedir. Bir seçenek olarak ahlak ve etik değerlerin de bu çerçevede ele alınması yarar sağlayabilir mi? Bu yazıda bu değerler ve önemi tartışılmaktadır.

Ahlak ve deontoloji dış etkilerden oluşan; üstün konuma sahip; boyut olarak kişiyi aşan mesleki, kültürel, sosyal ve devlet referanslı yapılardan kaynaklanmaktadır. Etik ise referansı kişinin kendisi olan, eylem ve davranışlara rehberlik eden, kişisel ahlakın izlerini taşıyan kurallar bütünüdür. Bu durumda, durumun açıklanmasında kişisel değerler referans ölçüdür. Başka bir ifade ile etikte referans kişinin kendisi; ahlakta referans başkalarıdır. Ahlak kişinin davranışlarına rehberlik eden dış etkilerden oluşan kurallar bütünüdür; etik iç etmenlerden kaynaklanan kişinin davranışlarını düzenleyen kurallar bütünüdür (Martins, 2010: 13). Etik, ahlak gibi özgün ilkeler, değerler bütünü değildir. Etik, iyi davranımı sağlamak için gerekçeli düşünmektir. Farklı durumlarda yapıp etmeleri yönlendiren ahlaki ilkelere ve ahlaki değerlere uyumu sağlama konusundaki sorgulamaları içerir (Psychomedia).

Ahlak ve deontoloji sözcüklerinden söz etmeden etik sözcünün tanımlanması pek mümkün gözükmemektedir. Bu üçü birbiri ile karıştırılmaktadır. Etik, başkaları ile birlikte iyi biçimde yaşama üzerine kişisel düşünce tasarımıdır. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırır. Etik aynı zamanda ahlakın bilimidir; eylemde akla yatkınlığı araştırmaya karşılık gelir. Bu nedenle etik kişiseldir (Chalvidan, 2009). Ontolojik olarak etik, kişinin kendisi ile ilgili; ahlak başkaları ile ilgilidir. Epistemolojik olarak etik düşünsel ve tanımlayıcı, ahlak uygulamaya yönelik; fenomonolojik olarak ise mevcut duruma göre etik ve ahlak seçimi kişinin kendisine bağlıdır. Ahlaki davranma kişinin kendisine rağmen dayatılan kurallara uymaktır; birey bu konuda pasiftir. Etik davranmak kurallara göre davranışı benimsemek demektir; bu durumda kişi aktiftir. Bu davranış değer ve kurallar bakımından daha çok kişiseldir; kişi burada kurala uyum veya uymama konusunda kendisi karar vermektedir. Bu nedenle bu davranış karşılığı etik sözcüğü kullanılır (Martins, 2010: 13).

Etik, isteğe bağlı emir, irade özgürlüğünden kaynaklanan sürekli özeni ifade eder. Etik sürekli kişisel sorgulamaya yöneliktir. Sosyal/politik ortamlarda etik yönetimi, teleolojik, aksiyolojik ve bireycilik boyutta, beklenti ve ihtiyaçları bakımından başkalarının gözetilmesine; yardım ve katkı açısından yine onlara iyi davranmayı içerir. Etik yönetimi her koşulda başkalarına zarar vermemeyi ilke edinir. Etik değerler, kişisel/mesleki/kolektif eylemleri değerlendirmek ve karar vermek için bir referans ilkeler alanı olarak görülebilir. Ahlakın etikten farkı, genel, soyut ve derleme kurallardan oluşmasıdır. Etik somuttur, insanidir; aynı özden gelir ve duruma göre davranmayı sağlar. Bunun için etiğin teolojik yaklaşımı benimsediği ileri sürülür. Bu anlamda bir eylemin iyi, dürüst, saygı içerikli olup olmadığı eylemin sonucundan anlaşılır. Kant’ın deontolojik yaklaşımında olduğu gibi niyete bakılmaz. Politik etik, sonuç olarak politik çalışma ortamında bir boyutu ile bireye istendik davranışları kazandırır (Martins, 2010: 17).

Felsefi gelenek güncel olarak her zaman ahlak ve etik kavramlarının anlamını yakın olarak görür. Gerçekte ise her iki kavram da ortak bir kökeni paylaşırlar; Latince mos/mores (Fr. moeurs, coutumes) kökeninden türetilmiş olan ahlak sözcüğü Yunancadaki “ethos” teriminden Latinceye çevrilmiştir. Monique Conto-Sperber her iki sözcün de aynı anlamda olduğunu (synonymes); çünkü her ikisinin aynı alanda düşünmeyi ifade ettiğini ileri sürmektedir. Bu anlamda etik ve ahlak ortak bir konudan ve aynı şeyden söz etmektedir; fakat teorik bakımdan karşıt oldukları kabul edilmektedir (maksimalist-minimalist). Aralarındaki fark aslında insan yaşamındaki değerler sorunudur; bu anlamda birbirlerine karıştırılmamaları gerekir. Etik, değerlerin kişisel boyutu olarak adlandırılır; ahlak değerlerin toplumsal boyutu olarak adlandırılır. Bu ayırım toplumsal çalışma alanları, meslekleri üzerine düşünmeyi sağlar (Martins, 2010: 3). Etimolojik olarak etik kavramı ile aynı kökene sahip olan ahlak kavramı, farklı olarak daha geniş bir uygulama alanına sahiptir. Ahlak, kolektif davranış ve kurallara göndermede bulunur; ayrıca herkes tarafından paylaşılan değerlere dayanmaktadır. Hiçbir konuda itaat edilmeyen kurallar, evrensel ahlak normları içerisinde yer almaz. Saygıya övgü, şiddeti ayıplama gibi normlar, tüm ahlak sistemlerinin değişmezi olsalar bile; ahlaki pratiklerden söz edildiğinde çoğul eki (ler, lar) kullanmak yerindedir. “Ahlak, bir grup insan tarafından belirli bir dönemde kabul edilen davranış kuralları bütünüdür.” Bu nedenle bir Türk, bir Fransız ahlakından söz edilebilir (Martins, 2010: 6).

Ahlak, kabul edilebileni, kabul edilemeyenden; doğru olanı, olmayandan; iyiyi kötüden ayırmaya katkı sağlayan ve bunlara göre davranışlarımızı belirleyen ilkeler, değerler bütünüdür. Çağlar boyunca kültürler, bireyler ve gruplar farklı ilke ve değerlere sahip olmuşlardır. Bu nedenle ahlak kavramı ahlaklar olarak ifade edilmektedir (Psychomedia). Ahlak, bireyin sosyal değerlere katılımı olarak tanımlanabilir. Ahlak, bir toplumun bir kültürün üyelerine sunduğu ve onlara benimsettiği temel kuralları içerir. Etik daha çok bireyin yanındadır; ahlak daha çok toplumun yanındadır. Ahlak insana dışarıdan etki eder; etik içsel dünyadan etki eder (Chalvidan, 2009). Ahlak, bileşenlerini her bir bireye empoze eden kültürel, sosyo-tarihsel nitelikte buyruk ve emirlerdir. O halde farklı zamanlarda farklı ahlakların bulunduğu söylenebilir. Ahlak kavramı genel olarak paylaşılan gerekçelere işaret etmektedir. Tüm topluluklar kendisini oluşturan bireyler için kendi değerler sistemini hazırlar. Sistem, toplumsal uyum ve tutarlılığı oluşturan, yasaklanmış veya empoze edilmiş, uyulabilir her bir değeri gösterir. Bu anlamda ahlak, zorlama yetkisi olan kolektif davranış kurallarının oluşturduğu bir sistemdir; ortaklaşadır, çünkü herkes için geçerlidir; zorlama yetkisi vardır, çünkü uymayana yönelik tepki biçiminde yaptırım gücü vardır (Martins, 2010: 6).

Sonuç olarak denilebilir ki, hukuk ve din kurallarının yanında insan davranışlarının düzenlenmesinde etik ve ahlaki değerlerin önemi büyüktür. Bu anlamda birey, grup ve toplumların eğitiminde etik ve ahlaki değerlerin kazandırılması toplumsal davranış açısından yarar sağlayacaktır. Çünkü etik bireyi iç dünyasından yönlendiren bir etmendir. Diğer toplumsal düzen kuralları ise bireyi dışarıdan yönlendirmektedir. Söz konusu bu etik değerler toplumsal davranışlarda etkili olduğu ölçüde toplumsal düzen kolaylıkla sağlanacaktır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları